Çok az vaktim kalmıştı Turgut.Anlamıyordu.Çok beklemiştim.Hayatımın,başı ve sonu belliydi;hiç olmazsa ortasını kaçırmamalıydım.Oyalanacak durumum yoktu.Ezberlemiş olduğum bütün şiirleri okumalıydım,bütün kavgalarımı çıkarmalıydım,bütün kuruntularımı ortaya dökmeliydim…
İnsanların yalan söylemesi için bir gerekçe görmediğinden,onlara inanmakta güçlük çekmiyordu.İnsanlara inanmadan,onlarla birlikte olmanın mümkün olmadığını sanıyordu.
Benim de herkes gibi kaygısız,sevinç dolu bir yaşantıya hakkım yok mu? diye soruyorum.Ben de herkes gibi günlük sevinçlerin,heyecanların akışına kapılıp gidemez miyim?Neden olaylar,benim üzerimde silinmez izler bırakıyor?