Kabala Scholem' e göre, özellikle 1492'de Yahudilerin lspanya'dan sürgününden sonra, yeni bir ivme kazanmış, Yahudiler daha da karamsarlaşmış ve bir kurtarıcı ümidi daha da güçlenmiştir. On yedinci yüzyılda Doğu Avrupa'daki toplu katliamlar da bu karamsarlığı derinleştirmiştir. On altıncı yüzyılda Safed şehrinde yaşayan meşhur Kabacı Isaac Luria'nın insan, dünya ve tanrı anlayışı hakkındaki görüşlerinde bunun izlerini görmek mümkündür. Çok genel hatlarıyla anlatmaya çalışırsak, ona göre yaradılış sırasında Tanrı bir "hata" yapmış ve iyilik "nurları" yukaridan düşerek yerlere saçılmış, bu dünyada şeytani "kabuk"ların içlerine hapsolmuşlardır. Dünyadaki kötülüklerin kaynağı budur. Mistik bir kimseye düşen görev de bu "nurları" kurtararak ilahi kökenine geri döndürmektir. Bu da ancak Tann'nın emirlerine harfiyen uyarak yapabilir. Bu nurların tamamı kurtarıldığında yaradılış da sonaa erecek ve başka bir düzeye geçilecektir. Bir anlamda Tanrı'nın yaradılış sırasında yaptığı hatayı düzeltmek için insan çabalamaktadır. Ancak nurlardan bir tanesi o kadar büyük bir kabuğun içerisinde sıkışıp kalmıştır ki bunu kurtarmaya sıradan bir mistiğin gücü yetmez. İşte bu görev Mesih'indir. Scholem'e göre bu anlayış Yahudi Kabalası'nda Mesih'e yeni bir rol biçmiş ve yüz yıl sonra ortaya çıkacak olan Sabatay Sevi'ye geleceği ortamı hazırlamıştır.
Luriacı Kabala, Safedli Isaac Luria (ö. 1576) tarafından, Yahudilerin "Altın Çağ" dedikleri İspanya tecrübesinin kötü bir şekilde bitmesinin yarattığı derin hayal kırıklılığı atmosferinde yapılan bir Kabala yorumudur. 'Bu inanışa göre "mistik"in yapması Greek Tanrı'nın emirlerine harfiyen uymak ve böylelikle şeytani dünyaya sıkışmış olan "ilahi nurları" birer birer kurtararak ilahi planın "kötülüğü" tamamen yok etme planına yardım etmektir. Ancak öylesine büyük bir "nur" "şeytani bir kabuk" içine sıkışmıştır ki, bunu kurtarmaya sıradan bir mistiğin gücü yetmez, bunu sadece bir Mesih kurtarabilirdi. Kabala'nın en büyük alimlerinden olan Scholem'e göre bu yorum, Sabatay hareketinin başarısının arkasındaki temel sebepti. Nitekim Nathan 1665 yılında Sabatay'ın beklenen gerçek Mesih olduğunu iddia edip, onun "peygamberliği" görevini üstlendiğinde bu haber Yahudiler arasında hızla yayıldı. Ancak burada özellikle İspanya sürgününden sonraki yüzyıllarda hem siyasi hem de ekonomik olarak dünyanın her yerinde durumları kötüye giden· Yahudiler için böylesi bir kurtarıcı haberine inanmanın fazla zor olmayacağını da düşünmek gereklidir.
Türk milliyetçiği, Fransız 'sivil' ve Alman 'etnik' milliyetçiliğin içerisine din de katılarak ortaya çıkarılan bir yapıdır ve "dışlayıcılık" konusunda bir takım sorunları barındırmaktadır.
mensuplarının
birinci dönem sonrası yüzyıllarda daha 'Osmanlılaştığını' daha 'Sufileştiğini' görürken
ikinci dönem sonrasında birçoğunun daha 'aydınlanmacı' daha 'sekülerleştiğini' gözlemlemekteyiz.
Üçüncü dönem sonrası ise pek çok açıdan ilginçtir. 'Aydınlanma' ve 'Batılılaşma' çizgisinde
ilerleyen cemaat mensuplarının birçoğu Türk milliyetçiliği kimliğini benimseyerek, eskiye ilişkin bilgileri yeni kuşaklara aktarmamayı seçmişlerdir.