Dılşad

Dılşad
@_dilsad
SPAZ
Sovyetler Birliği dağılınca Türkiye'ye gelmiş kot pantolon kuyruklarında aşınan ayakkabılarını yenilemiş ilkin kahvaltısını muzla yapmış, lacoste bir kazak içinde laleli'yi baştan sona gezmiş. rus bir afeti devran, çok sevgilisi olmuş bağlanmış sonra arkadaşıma pazar yerleri gibi dağılınca memleket sonra da bir otel odasında intihar etmiş çektirdikleri tek fotoğrafın arkasına "spas halil” diye yazmış tarih 3 kasım 1992  ve o gün lice'de 4 köy yakılmış…
Edebiyat
Reklam
Ne tuhaf! Yolculuğun hikayesi eve dönmeyi becermekten daha kıymetliymiş meğer.
GABO
Love does not die, when someone gets old, people get old, because they can not love anymore.
Anton Çehov
bazen ufukta bulutlar darmadağınık bir halde karışıverir, arkalarında saklanan güneş onları, gökyüzünü türlü türlü renklerle boyar. turuncu, altın rengi, kızıl, eflatun, tozpembe… bulutlardan kimi keşişe, kimi balığa, kimi sarıklı bir müslümana benzer. ateş, gökyüzünün üçte birini kaplar, kilisenin haçında, çiftlik evinin pencerelerinde parlar, nehirde, su birikintilerinde akisler yapar, ağaçlarda titrer durur; uzakta, ta uzakta gurub aydınlığı içinde yabani ördekler, sürü halinde, geceleyecekleri yerlere doğru uçarlar… inekleri güden küçük çoban, bendin üstünden arabayla geçen kadastrocu, hava almaya çıkan baylar… herkes guruba bakar, hepsi de istisnasız onu fevkalade güzel bulur, fakat hiç kimse bu güzelliğin sırrını çözemez, anlatamaz.
Edebiyat
The Sheltering Sky
"ne zaman öleceğimizi bilmediğimiz için, hayat hiç bitmeyecekmiş gibi gelir. ama hiçbir şey çok tekrarlamaz kendini. aslında çok az tekrarlar. çocukluğunuzun bir öğleden sonrasını, öyle ki, hayatınızı onsuz düşünemediğiniz, sizi derinden etkilemiş bir öğleden sonrayı, daha kaç kez anımsayabilirsiniz ki? belki dört, belki beş kez daha. belki o kadar bile değil. dolunayın çıkışını daha kaç kez izleyebileceksiniz? belki yirmi. ama yine de, her şey sonsuzmuş gibi."