bazen ufukta bulutlar darmadağınık bir halde karışıverir, arkalarında saklanan güneş onları, gökyüzünü türlü türlü renklerle boyar. turuncu, altın rengi, kızıl, eflatun, tozpembe… bulutlardan kimi keşişe, kimi balığa, kimi sarıklı bir müslümana benzer. ateş, gökyüzünün üçte birini kaplar, kilisenin haçında, çiftlik evinin pencerelerinde parlar, nehirde, su birikintilerinde akisler yapar, ağaçlarda titrer durur; uzakta, ta uzakta gurub aydınlığı içinde yabani ördekler, sürü halinde, geceleyecekleri yerlere doğru uçarlar… inekleri güden küçük çoban, bendin üstünden arabayla geçen kadastrocu, hava almaya çıkan baylar… herkes guruba bakar, hepsi de istisnasız onu fevkalade güzel bulur, fakat hiç kimse bu güzelliğin sırrını çözemez, anlatamaz.