Teorik olarak bildikleri şeyi uygulasalar zaten o durumda olmayacaklar. Temel sorun o. Şu sandalyenin burada olması seni rahatsız eder ve saatlerce konuşabilirsin üzerine. Ama onu alıp içeri götürmen lazım. Bunu yapmazsan görmemeye başlarsın. Bir süre sonra yok sayarsın, gerçeği yani hakikati örtmüş olursun. Arada korkunç bir kopukluk olmaya başlar. Temel olarak kon formizm bu zaten.
Çatişma ortadan kalkarsa tekamül kesintiye uğrar. Medeniyetin kökeni çalışmadır. Devletin tarafında olduğun sürece de çahşmanın dışında kalırsın. Çünkü devlet, doğası gereği her şeyi bildiğini varsaymak zorunda olduğu için ontolojik çahş manın da nötralize olduğu yerdir. Müslümanın bu epistemolojik kibrin merkezinde ne işi olur?
Sadece paylaşacağız: Elinde iki tane olan birini verecek. Bunda anlaşılmayacak bir şey yok. Bu kadar basit bir şeyin neyinin anlaşılmadığını ben anlayamıyorum. Hatta nasıl der İsa, "Verdiğin şey canını yak mıyorsa vermiş sayılmazsın."
Bir Müslüman iktidarın tarafında olamaz, iktidarla işi olmaz. Müslüman doğası gereği devrimcidir ve sürekli olarak aktif alan içinde bulunması lazımdır. Dolayısıyla statükoyla Müslüman bir arada duramaz, çünkü sorunlar hayatta hiçbir zaman çözülemeyeceği için nerede bir zulüm varsa Müslüman ona işaret eder ve o zulmün çözülmesi için uğraşır. O zulümler bitmeyeceği için Müslümanın sürekli hareketi bitmez. Müslüman statükonun yanında olmayacağı için statükonun kendisi demek olan devletin yanında olamaz.