Dılşad

Dılşad
@_dilsad
insanın dilini derdi belirler çünkü
Kullandığımız dil öncelikle yaşadığımız zamana ait ve dinamik olmalı. Bu önemli; insanın dilini derdi belirler çünkü. Sinema, edebiyat ya da diğer tüm yaratıcı sanat dalları bu derdi anlatmanın peşine düşer. Edebiyat, gerçekliği yeniden icat ederek başka bir dünyanın mümkün olabileceğini gösterir ve okuyucusunu da buna inandırır. Zorlu bir yolculuktur bu ve yol boyunca yazarın tek silahı vardır: Samimiyet...
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Evet, zamanın bizden azade kendine ait bir şiddeti ve gücü var. Bu yüzden hatırlandığında bize acı ve keder veren bir şeyler saklıdır içinde. Geçmişten bugüne bir kar topağı gibi sarılarak büyüyen bu şeyi hatırlamanın yakıcı, kanırtıcı bir süreç olduğu o kadar aşikâr ki! Ama hayat böyle işte, bize en acı veren şeyler, bizi en çok büyüten şeyler değil midir?
Edebiyat da böyledir.
Edebiyat da böyledir. Gezegenin ortasında yapayalnız kalmış gibi yaşayan kız kardeşlerimin ve anaların arzuhalcisi, sesi olmayanların sesi olmaktır edebiyat. Bu yüzden kelimeler, mazlumların yaralarını serinleten merhemlere benzer.
Yazdıkları gibi bir adam. Kahramanlarına söylettikleri gibi düşünen, tartışan, kendine dert eden birisi. En olmaz zamanlarda sokağa çıkıp “Ben buradayım!” diyebilecek kadar yüce gönüllü ve ahlaklı bir Adam.
Hikâyesi olmayan adamlara acıyor gibiyim...
Kemal Tahir’in ilk karısı Fatma İrfan’a cezaevinden yazdığı bir mektupta da görürüz: “... İnsanlar bizim günlerimizden daha kötülerini masal yapmasını bildiler. Kuvvetlerimizi felakete karşı deneme fırsatını bulduk. En tatlısı, ‘Hey canına, biz neler çektik,’ diye söze başlayabilmektir. Hikâyesi olmayan adamlara acıyor gibiyim...”