En güzel günlerimin
üç mel'un adamı var:
Ben sokakta rastlasam bile tanımayım diye
en güzel günlerimin bu üç mel'un adamını
yer yer tırnaklarımla kazıdım
hatıralarımın camını..
En güzel günlerimin
üç mel'un adamı var:
Biri sensin,
biri o,
biri ötekisi..
Düşmanımdır ikisi..
Sana gelince...
Yazıyorsun..
Okuyorum..
Kanlı bıçaklı düşmanım bile olsa,
insanın
bu rütbe alçalabilmesinden korkuyorum..
Ne yazık!..
Ne kadar
beraber geçmiş günlerimiz var;
senin
ve benim
en güzel günlerimiz..
Kalbimin kanıyla götüreceğim
ebediyete
ben o günleri..
Sana gelince, sen o günleri -
kendi oğluyla yatan,
kızlarının körpe etini satan
Yedi milyardan fazla nüfusa sahip bir tür. Her biri ayrı yalnız ki kimsenin kimseyi anlamadığı ve kendi konuşma sırasını bekleyip dinlememe hastalığına sahip insanlar distopyası. O yüzden ortak bir tartışma konusu da yok. Her şey birbirinden uzaklaşıyor anlamlarla birlikte. Adını da siz koyun bu hastalığın? 😎😉