Misafirin dediği gibi Somuncu Baba gerçek miydi? Bu yaşananlar, kibrinden kaçması, onunla konuşması... Bilmiyorum belki gerçek belki değil. Ama Ömer'in de dediği gibi inanırsan gerçek olur. Gerçek olan bir şey var ki her birimiz nefsimizle, kibrimizle ilişki içerisindeyiz. Muhtemelen bu ilişkide yönetilen taraf biz oluyoruz. Çoğu zaman nefsimizin dediklerini kendi özümüzün istekleri sanıyoruz. Aslında iki kişiyiz biz. Biri Allah'ın yarattığı öz bir kul. Diğeri de yine Allah'ın yarattığı kötülüğü emreden bir yapı.
Burada daha çok kibir ile ilgili birkaç cümle yazmak istiyorum.
Kibir öyle bir şey ki biz onu bilmeyiz ama o bizi çok iyi bilir, tanır. Gün içerisinde söylediğiniz kelimelere, yaptığınız davranışlara bakın. İnsan “ben” demeye utanır hale gelir. Onu yaptım, bunu yaptım, gittim, geldim. Kibir ile ilgili şeyler okuyunca ve ne kadar “büyük” bir şey olduğunu görünce insan konuşmaya utanır olur. Öyle bir şey ki sanki biz diyormuşuz gibi. Ama aslında nefsimiz diyor. Yani içimizdeki büyüklenen biz. Öz olarak biz Allah’ın aciz birer kuluyuz. O izin vermese yiyemeyiz, içmeyiz, kazanamayız, konuşamayız, yürüyemeyiz. Bir şey okumuştum. Bir adam dua ediyor. “Allah’ım ayaklarımla işlediğim günahım “varsa” dedi ve durdu. Varsa ne demekti. Bu bile kibirlenmekti. Bu dediği kelimeye de tövbe etti. Belki abartı, belki gerçek bile değil. Ama gerçek olan bir şey var: Kibir. Bu devirde en büyük savaşımız aslında nefsimizle, yani kendimizle. Çünkü göremiyoruz, tanımıyoruz. Ama nefsimiz bizi biliyor, tanıyor.
Peki nasıl galip geleceğiz? Allah'ın ipine sarılarak elbette. Dua ipine sarılarak, o ipi kavrayarak. Düşmanımızı tanıyarak. Nefis cihadında Allah yardımcımız olsun...
Bir insanın dünyaya gelişi de çok tuhaf ve imkansız değil mi? Ama buna alıştığından, sıradan gördüğünden merak etmiyor, sorgulamıyorsun onu. Onda da insan vesiledir. Yaratan Allah’tır.