Değişik insanların anlatıldığı, kişisel dönüşümlerin hikayeleştirildiği filmlere, romanlara ve oyunlara ilgi duyar insan. Bu kurgusal ve sanal aleme kapağı atarken lisan-ı haliyle, "Hayatımın monotonluğundan, sıradanlığından boğuluyorum ve bu sıradan alemimden sanal dünyaya kaçıyorum" demektedir. Sıradan bir hayat yaşadığı için bari filmlerde, romanlarda göreyim der; ülkesini terk etmiş, maceraya atılmış, dünyayı değiştirmeyi başarmış insanları. Bari ekran karşısında, kağıt üzerinde tanıyayım, diye düşünür; dünyanın değişik yerlerinde değişik korkuları, mutlulukları ve hüzünleri olan insanları... Ben yaşamda hiç farklı bir şey yapamadım, farklı bir şey hissetmedim, bari o farklılıkları yaşayabilenlere şahit olayım, demektedir bu haliyle. Bu, var olmayı başarmışları seyrederek yok olmaya razı olmak demektir. Yokluktan memnun oluşun ilanıdır bu.
... Allah'ın Elçisi bir süre başı önünde düşündükten sonra:
"Ey Cebrail!" dedi. "Dünya; evi olmayanın evi, malı olmayanın malıdır. Dünya malını aklı olmayanlar biriktirir." Bunun üzerine Cebrail aleyhisselam ona:
"Ey Muhammed! Allah, seni verdiğin bu doğru karardan döndürmesin!" diye dua etti.
Hz. Aişe radıyallahu anhâ söyle demiştir: "Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem vefat ettiğinde, benim evimin rafında, bir parça arpadan başka, bir canlının yiyebileceği hiçbir şey yoktu."
Hadis-i şerifin devamında Hz. Aişe söyle demiştir: Ben bu arpadan uzun süre yedim. Sonra ne kadar arpa kalmış diye onu ölçtüm, bunun üzerine tükeniverdi."
Hz. Aişe, yiyeceğin tükeneceği endişesine kapılmanın, onun bereketinin azalmasına yol açacağına işaret etmektedir.