Gerçekten bize ait olan bir şeyi hiç kimse elimizden alamaz. Gerçekten bize ait olan, er veya geç bizim olur. Bu yüzden, senindi benimdi cinsinden bütün hasisçe kaygılar değersizdir. Yapmamız gereken tek şey yolumuza devam etmektir; bize ait olan birlikte gelir, bizimle beraber yürümeyeninse bizi durdurmasına izin vermemeliyiz.
Bir gündü... Hazret-i Yûsuf çocukluk günlerinin en neşeli ve sevinçli demlerini yaşıyordu.
Eline bir ayna geçti...
Karşısına geçip cemâline baktı... Güzellik ki, dille nasıl anlatılsın... Sanki bir işve fidanı, sanki altın başaklı bir lâle... Kendi güzelliğine hayret etti...
Hayret etmekle kalmadı, şöyle dedi:
Eğer köle olup da satılsaymışım, bahâ yetmezdi!..
Tabii ki henüz bir çocuktu. Kendisinden böyle bir zelle zuhur edivermişti...
Yüce Allah da O'nu kölelikle mübtelâ kıldı. Ve çok az bir bahaya satıldı...
İbn-i Abbas (radıyallahü anh) dan rivayete göre yirmi dirhe-me satıldı.
Ne var ki, Yûsuf (aleyhisselâm) kölelerin en şereflisiydi. Bahâ biçilmez bir güzeldi...