“Bir gün köye bir adam gelmiş, köylülere peygamber olduğunu söylemiş. Köylüler, ‘Biz sana inanmıyoruz’ demişler, ‘peygamber olduğuna inanmıyoruz, ispat et!’ Adam, karşıdaki duvarı göstermiş, ‘Eğer bu duvar konuşur da benim peygamber olduğumu söylerse o zaman inanır mısınız?’ diye sormuş, ‘inanırız‘ demişler. Adam duvara dönmüş ve ‘Konuş ya duvar ‘ demiş, ’ konuş ve benim peygamber olduğumu söyle. ‘Bunun üzerine duvar dile gelmiş ve ‘Ey köylüler, bu adam peygamber değildir, demiş, ‘
bu adam sizi aldatıyor, peygamber değil!’”
Onca baş kestirdiğin, aksakallı veziri boğdurduğun zaman kılın kıpırdamadı mı ey bahtsız adam, diye geçirdim içimden. Hiç onların da can taşıdığı gelmedi mi aklına? Masumların kellesi kesilip de cellat çeşmesinde kılıçlar yıkandığı zaman, bir gün olur Hak bunun hesabını sorar diye düşünmedin mi?