Eylül️️

Eylül️️
Beni anlamaz Anlamaz, niye anlasın Anlaşılmak -değil mi ama- sanki kimsenin olamaz. Edip Cansever
@_eylul0·
·
sabitlendi
Cumhuriyetimizin 100. Yılı Kutlu Olsun
“Cumhuriyet, düşüncesi hür, anlayışı hür, vicdanı hür nesiller ister.”🇹🇷
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı
Reklam
Kadın
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü Şiddet aslında çok yönlü bir kavram. İlk olarak aklımıza fiziksel şiddet geliyor. Fiziksel şiddet dediğimizde de bir temasın gerçekleşmesi gerektiğini düşünüyoruz fakat fiziksel bir temasa gerek yok. Bir objenin fırlatılması, size gelmemiş bile olsa, bağırmak, hakaret etmek, korkutmak da şiddetin kapsamındadır. Çünkü tehdit içerir. O obje şu an size gelmemiş olabilir ya da kişi sinirini duvara yumruk atarak “çıkarmış” olabilir ama bir sonraki hedef siz olabilirsiniz. Bu davranışlar şiddettir. Sosyal olarak kısıtlanmak, ekonomik özgürlüğünüzün kısıtlanması, kıyafetinize karışılması şiddettir. Kocanız ya da sevgiliniz olduğu için istemediğiniz bir şekilde cinsel birleşmeye veyahut cinsel herhangi bir duruma zorlanmanız şiddettir. Kadınlar istemedikleri halde eşlerinin şiddeti, tehditi sonucunda cinsel ilişkiye girmeye zorlanıyorlar. “Evlilik içi tecavüz” diye bir kavram varken yine toplumsal cinsiyet normları ve son dönemlerde karşılaştığımız sosyal medya gönderileri bunu normalleştiriyor ve yok sayıyor. Çünkü patriyarkal toplumlarda kadın erkeğin cinsel açlığını doyurmak zorundadır. Toplumsal normların hayatımıza işlemesiyle birlikte “normal” olarak karşılaşılan çoğu şey de şiddetin içine girmektedir. “Beni kıskandığı için giymeme izin vermiyor.” Hayır seni kısıtlamak ve kontrol etmek için o kıyafeti giymene izin vermiyor. Erkeğin kadının sosyal çevresine karışması onu kısıtlaması ve sosyal desteğini yok etmek içindir. Böylece kadın sosyal desteğinden mahrum kalır ve bir şiddet döngüsüne girer. Bu noktada şiddet döngüsünden kurtulmak zorlayıcı olabilir. Toplumsal normlardan uzaklaşarak gerçekte neyin ne olduğunu bilmek şiddeti anlamak ve bununla mücadele etmek için önemlidir. Patriyarkal sistemin
Alıntı
Sevgi, saygı ve büyük bir özlemle anıyoruz.
İki Mustafa Kemal vardır: Biri ben, et ve kemik, geçici Mustafa Kemal... İkinci Mustafa Kemal, onu "ben" kelimesiyle ifade edemem; o, ben değil, bizdir! O, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni hayat ve büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben, onların rüyasını temsil ediyorum. Benim teşebbüslerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir. O Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz. Geçici olmayan, yaşaması ve başarılı olması gereken Mustafa Kemal odur! Mustafa Kemal Atatürk’ün yalnızca bedenen aramızdan ayrılışının 86. yıldönümü. Sevgi, saygı ve büyük bir özlemle anıyoruz.
Alıntı
Öncül feminist düşüncen şu olmalı: Ben önemliyim. Eşit ölçüde önemliyim. “Eğer şöyle olsaydı” önemli olurdum değil. “Şöyle olduğu sürece” önemli olurdum değil. Eşit ölçüde önemliyim. Nokta Feminist Manifesto (Sf 13-14) Kadınların sadece var olabilmek için bile mücadele ettiği bir toplumda yaşıyoruz. Durumun vahametini anlatabilmek için tekrarlamak istiyorum, iyi bir hayata sahip olmak için ya da bir işte yükselebilmek ya da kişinin kendisini geliştirebilmek için mücadele etmesinden bahsetmiyorum; yaşamak ve var olabilmek için mücadele etmekten bahsediyorum. Şu an yaşadığımız durum tam olarak bu. Aslında çok uzun yıllardır bununla mücadele ediyoruz. Bu çok utanç verici bir durum. Bütün statülerimizden, yapay kimliklerimizden arınarak sadece insan olduğumuz için sahip olduğumuz haklarımız var. Yaşama hakkı, kişinin beden bütünlüğünün korunması hakkı gibi. Ama yaklaşık iki hafta önce 19 yaşındaki Ayşenur Halil’in boğazının kesildiği ve İkbal Uzuner’in bedeninin parçalandığı haberine uyandık. 2020 yılında cesedi önce yakılan ardından varile konularak üstüne beton dökülen Pınar Gültekin haberine uyandık. Üç gün önce silahla öldürülen ve bedeni kaldırım taşına bağlanarak dereye atılan Sevgi Gülden Yalçıner haberine; yaklaşık bir ay önce bedeni derede kaldığı ve öldürülmesinden günler sonra bulunduğu için bedeni deforme olmuş Narin Güran cinayetine uyandık. Bunlar sadece bazıları. En temel hakkı insanca, insanlığa uygun bir şekilde yaşamak olan ve katledilen kadın ve çocukların bedenlerine bile saygı duyulmadı. Ben önemliyim. Eşit ölçüde önemliyim. Yaşama hakkım, beden bütünlüğümün korunması hakkım var. Ben bir kadınım. Ben bir çocuğum. Toplumsal normları reddediyorum. Patriyarkal sistemi kabul etmiyorum.
10 ayda 319 kadın ve çocuk katledildi
14 günde 20 kadın, 1 bebek 3 çocuk öldürüldü; katledildi. 2 yaşında üvey babası ve 2 ergenin tecavüzüne uğrayan, iç organları zarar gören, vücudunda çeşitli morluklar ve ısırık izi olan Sıla bebek hayatını kaybetti. Gaziantep’te bir erkek önce eşi Emine Demir’i ardından çocukları Edanur Demir, Medine Demir ve Azra Demir’i katletti. Bir erkek boşanma aşamasındaki eşi Bedriye Işık’la tartıştıktan sonra onu katletti. 22 yaşındaki Irmak Yaşar babası tarafından katledildi. 10 ayda 319 kadın ve çocuk katledildi. Kadınların ve çocukların isimlerini yazıyorum ki bilin ve unutmayın. Son dönemde yaşanan olaylardan dolayı ciddi bir tepki oluştu fakat 10 aydır hatta daha önceki yıllarda da kadın cinayetleri katlanarak devam etti. Aslında bu isyan son iki haftanın isyanı değil. Sadece son iki haftada sesimiz daha gür çıktı. Ben ya da bu iletiyi okuyan sizler yasa uygulatma yetkimiz yok. Avukat, savcı, hakim veya siyasetçi değilseniz. Ya da yıllar içinde çeşitli sebeplerle toplumumuzda normalleştirilen “mağdurun suçlandığı suçlunun mağdurlaştırıldığı” durumunu veyahut patriyarkal sistemi tek başımıza düzeltemeyiz. Tek başımıza bu mümkün değil. Ama bilinçlenmek, öğrenmek ve çevremizi değiştirmek bizim elimizde. Kardeşini Doğurmak adlı kitapta sık sık mağdurların kendilerini suçlu ve utanmış hissettiklerinden bahsediliyor. Gerek istismarcının tehditleriyle gerek aile üyelerinin tavrıyla gerekse toplumun tepkisiyle mağdur sindiriliyor ve susturuluyor. Birçok kişi suçlunun kendisi olmadıklarını çok geç anladıklarını söylüyorlar. Bilinçli bir toplumda mağdur kendini suçlu hissetmez. Bilir susmaması gerektiğini. Bu yüzden kalanlarım gidenlere borcudur ses çıkarmak, nefesine nefes olamadığı bütün kadın ve çocukların sesi olmak, bilinçlenmek ve destek olmak. Bu sebeple bende daha çok bilinçlenmek
Alıntı