Akrabalardan isim verdiklerimiz; dede, nine, büyük baba, büyük anne, kardeş, bacı, amca, hala, teyze, yeğen; bir mümin bunlarla nikahlanamaz, Türkçede bu zevat için hususi isimlendirme mevcuttur.
Ancak, amca oğlu/kızı, teyze oğlu/kızı gibi kendileriyle evlenmenin caiz olduğu kimselere, izafetle işaret edilir, teyze(nin) kızı, dayı(nın) oğlu gibi... Onlar için Türkçede ayrıca bir isim ikame edilmemiştir. Çünkü bunlarla nikahlanılabilir. Bunlardan başka, bir de sıhriyet yoluyla tekevvün eden akrabalıklar vardır ki nikahla mukayyettirler: kayın, baldız, birader, enişte, yenge, baldız gibi.
Bu izahtan sonra "kuzen" kelimesini dilimize bulaştırmanın Türkçenin bu hususiyetini zedeleyeceğini tekrarladım.
Belli bir bozgun yaşamışız
Her şeye ölüm dadanmış sanki
Kadınlar ki anne olmamak için direniyorlar
Erkekler ki savaşmayı tümden unutmuşlar
Çocuklar zaten hiç çocuk olmuyorlar
Çocukluk kalkmış dünyadan gibi
Her çocuk antik çağ filozoflarından bir kalıntı sanki.
Her şeyi bırakıyorsun geride...
'Ama... ama lütfen oyuncak ayım da gelsin benimle!'
Sıkıca sarıl ona.
Sıcak tuttar seni
Gecenin ortasında
Denizin ortasında.
Aylan Kurdi ile Muhammed Shohayet ve diğerlerinin ölümsüz anısına...
Sadece bir ülke var: yeryüzü.
Sadece bir tek ulus var: insanlık.
Sadece bir kader var: sevgi.
Dr. F.M. Wibaut