fatmagül

fatmagül
@_fdwutend
Bazen mutlu olmak için bir şeyler yapmak değil, yapmamak gerekir. Gerek düşünce de gerek davranış değişiklikleri mutluluğun kapısını bize açmaktadır. Duygu durumumuz, düşünce biçimimizden oluşur. Nasıl düşünürsek öyle hisseder, nasıl hissedersek de öyle hareket ederiz. Düşünce biçimimiz, bizim yaşam tarzımız ve hayata bakış açımızdır. Düşünce biçimimizi gözlük olarak farz edersek, yaşamımızdaki her şeyi gözlüğümüzün numarasına göre görürüz. Başa çıkamayacağımızı düşünerek pes etmek mutsuzluğun önemli sebebidir. En küçük bir streste veya üst üste gelen sıkıntılardan sonra yaşamın yönünü değiştiremeyeceğimizi, bunun kaderimiz olduğunu kabul etmemizdir. Geçmişimizde pek çok başarılar elde etmemize rağmen bazen küçük bir zorlukla baş edemeyebilir, çözümsüz kalabiliriz. Böyle durumlarda hem başarılarımızı hatırlamalı hem de güç ve enerjinin doğuştan her insanda olduğunu düşünmeliyiz. Bizim o sıradan yaşadığımız şey yetersiz olmak değil, çözüm yolu bulmamaktır. Yalnızca yöntem aramak ve düşünmek yeterlidir. Senelerce okyanusta yüzüp küçük bir dere zorluk yaşamamız bizim yetersiz olduğumuz anlamına asla gelmemelidir…
Reklam
Beyaz Zambaklar Ülkesinde
“Baylar! Körebe oynamaktan ne zaman vazgeçeceksiniz? Vatanseverliği, halk sevgisi, kültürel gelişme sağladığınız katkıyı bağırarak anlatıyorsunuz. Kendiniz hak ve vatan için, kültür adına ne yaptınız, söyler misiniz? Bazıları utanmadan, inatla ve haince bir arsızlıkla bu “değerli vatanı” talan ediyor, “sevgili halkı” soyup soğana çeviriyor. Diğerleri bürolarda, yayınevlerinde aylak aylak vakit öldürüyor, okulu ve üniversitelerde memur olarak çalışıyor. Ve bütün bunlar okurken, “sevgili halkı” temsil eden milyonlarca insan maddi manevi çöküşe sürükleniyor, sakat kalıyor, içip kendini kaybediyor, kalpleri kin ve öfke doluyor. Halkın temel değeri giderek yok oluyor. Henüz geç değilken, halkı ve ülkeyi bu durumdan kurtarın. Halk kitlelerinin arasına katılın, hastalıkların iyileştirin, onları eğitin ve terbiye edin.”
SNELMAN (5)
“Aydın olmak gösterişli bir kıyafet giymek yahut kolalı bir yaka ve modaya göre şapkayla dolaşmak değildir. Aydınlar halkın beynidir. Halk bizim eğitimimiz bittikten sonra iyi maaşlı bir işe girerek, akşamları lokantalarda oturmak veya sözde “okuma salonlarında “ kağıt veya domino oynamak için yetiştirmedi. Bu hayatı yaşayanlar Aydın değil, aydın süprüntüleridir. Aydın olarak sizlerin vazifesi halkın zekasını, vicdanını, irade ve enerjisini uyandırmak ve harekete geçirmektir. Halkın düşünme yeteneğini canlandırmak, işçileri, köylüleri ve toplumun alt kesimlerini daha iyi bir hayat kurmak için ne yapmaları gerektiği konusunda eğitmek ~sizin göreviniz budur. Halka nasıl çalışması gerektiğini, fakir de olsa, sağlıklı bir hayatın nasıl şekillendirebileceğini, kendisinin ve çocuklarının sağlığını nasıl koruyabileceğini anlatın. Mutlu bir aile hayatı kurmanın yolları, karı ve kocanın birbirlerine karşı davranışı ve çocukların nasıl Yetiştireceği konularında eğitim verin. Halkı düzene, dakikliğe ve disiplini alıştırın. Vicdan ve sorumluluk duygusunu geliştirin, düzenli bir hayatın kıymetini bilmesi, kendisinin ve diğer hakların haklarına saygı duyması gerektiğini telkin edin. Bu anlamda halka iyi bir örnek olun, yaklaşımınız, sözünüz ve işinizle halkın öğretmeni olduğunu gösterin. Sizin göreviniz onları yetiştirmek, uygar ve gelişmiş halklar arasında yer almalarını sağlamaktır. Halkınızın cehaleti, kabalığı, ayyaş ve ahlaksız hayat tarzı, hastalıkları ve fakirliği sizin utancınızdır, bu durumun suçlusu sizsiniz.” Beyaz Zambaklar Ülkesinde