Zihnimde var olmayanla ve var olması mümkün de olmayanla yaşamaya çalışmaktan, en sonunda var olabilecek olanı bile hayal edemeyecek hale gelmiştim. Bu zaten kaçınılmaz bir gerçekti.
Öylesine gelmiştim sanki dünyaya ve dikkat çekmeden kaçıp gidecektim. İşte bunu seviyordum. Kimsenin bana karışmadığı, varlığımdan bile haberdar olmadığı; sanki dünyaya tek başıma gelmişim, tek başıma yaşamışım ve tüm bunların sonunda da tek başıma dünyadan gitmişim gibi bir durumu yaşamak istiyordum.
Bazen mutlu olurdum. Ama bana mutluluk veren şey hiçbir şey düşünmediğim, istemediğim, hissetmediğim, hayal kurmadığım, hayatın herhangi bir yerinde öylesine büyüyen bir bitkiye dönüştüğüm zamanın kendisiydi. Varlığımı hissetmediğimde mutlu olurdum.