Kendimi dışarıdan görmeyi ne çok isterdim. Bir başkasının gözlerinden bakarak izlemeyi ve tüm benliğimle içinde oluştuğum, geliştiğim ve var olduğum bu fiziksel bütünlüğe öylece bakmak. Bu çok ilginç olurdu elbette. Hangi ayna bizi, dışarıdan biri olarak yansıtabilir? Ne mümkün! İnsanı kendisinin dışına çekebilecek hiçbir ayna yoktur. Ve dolayısıyla bu anlamda bunu yapabilecek tek şey bir başka ruh ve bir başka gözdür. Kendimize dıştan bakmak için hep başkalarına ve başka şeylere bağımlı olacağız.
Yapıcıdır eylem insanı, ama yapıcılığı yıkıcılığından gelir. İnşa ettiği her şey, ezdiği hayatların üzerinde yükselir. Aslında dünyası, yok olmuş hayatların üzerinde yükselir.
Bana öyle geliyor ki gerçekten hissedebilen ve her acıyı görebilen insanlar olsaydık uygarlık diye bir şey olmazdı. Uygarlığın kesinlikle iyi olmakla bir ilgisi yoktur. Tek gayesi var olmak ve bunu da sürdürebilmektir. Ve bu anlamda romantik bir oyalanma içine gireceğini pek sanmıyorum. Hele ki bunca yol aldıktan sonra.