Nereye saklansam dile geliyor hemen
Bana koşuyor rengi kaçan ne varsa.
Ey dünya telaşesinin üstünü örttüğü şey
Ey konaklarda büyüyüp aslını inkar eden
Adın her neyse bana da uğra.
Uğra ki
Şu adamın nesi var demesin kimse,
Bir sokuşu gibi usulca öldüğümde
Isıtsın gittiğimi.
Hep soğuk mudur Tanrım,
Şairlerin döşeği.
Dün Eyüp Sultan'da, bir grup kuşla
Kulağını çınlattık ey ölüm senin
Gölgesine uzanıp o ulu meleklerin
Ben ne yaptım der gibi bakan bir yüzle
Dönüşünü bekledik sessizce gidenlerin.
Sevgilim vardı oysa tutardım ellerinden
Götürürdüm kalbimi tatmadığı şeylere ...
Şimdi
Yüzümü görmek istemiyormuş hayat hanım.
Bense ne varsa siliyorum, bayramı hatırlatan
Bir hırıltı gibi dolaşıp aranızda
Gülme krizi gibi yapışıp yakanıza
Bakıyorum sizlere o sonsuz aralıktan ...
A benim
Oğulotu bitmeyen topraklarda
Şaşırıp kalan kalbim
Senin Türkçen yok mu, anlatıyorum işte
Bir kuş musun ki ürkmek için bahane
Arayıp duruyorsun.
Bize dönecek oysa o güzel ölüm
Yatacağız beraber güzellik uykusuna
Her gün bahar olacak ve onun temizliği
Yeni yıkanmış tül perde ne ki
Benzetecek bizi dağların doruğuna.