Bir vakitler ahşap cilaları parlayan, taş duvarları olanca heybetiyle koca bir aileyi kucaklayan, odaları sıcak kahkahalarla yankılanan bu yaşlı evde çekilmiş bir fotoğraftı bu ve şimdi tıpkı asıldığı duvar gibi terk edilmişliğin acısını eskiyerek çekiyordu. Peki ya kendisi, o da eskiyor muydu, bir hatırası ya da içinde yaşattığı var mıydı çekip giden? Varlığını bir türlü bu dünyaya sığdıramamıştı ki içine eğilip baksın.
Üzerime bıraktığın ateşin seni sarabilir, yaktığın kadar yanmana göz yumabilirim. Eğer bir gün karşılaşırsak hâlâ kalmışsa gözlerine saygım arkamı dönüp de gidebilirim.
Ama yemin ediyorum sevgilim; çocuklar ölüyor dışarıda, aç insanlar var
Kandırılıyoruz, inciniyoruz, kırılıyoruz…. Çoğu coğrafya kendi olma derdinde,
Ama bunların hiçbiri engel değil seni sevmeye
Ama sevgilim aklım kalıyor işte Çocuklarda, sokaklarda, incinenlerde, kırılanlarda, dökülenlerde…
Ah!.. Keşke dengesini kurabilseydim seni sevmenin ve sahip olduğum düşüncelerin
Sen hâlen çok güzelsin, hâlen güzel kokuyor nefesin,
Saçların, hâlen rüzgâra meydan okuyor, zaman hâlen alnında duruyor…