..bilim insana görüşlerini, bu görüşleri ileri sürmeyi mümkün kılan gerekçelerle sunmayı, ulu orta genellemeler yapmamayı, ne kadar oturmuş olursa olsunlar içinde yaşamış olduğu toplumdan almış olduğu bilgi, görüş ve sanıların mutlak bir değer taşıyamayacaklarını, onların sürekli yeni değerler, bilgiler ve karşılaştırmalarla test edilmeleri gerektiğini öğretir veya öğretebilir. Bu anlamda bilimin en büyük değerinin 'ahlâksal' yanında yattığı bile söylenebilir.
Aristoteles' in daha önce de hatırlattığımız sözünü tekrar söylersek "İnsan doğası gereği bilmek isteyen bir canlıdır". Büyük dinler bunu 'yasak elma' efsanesi ile dile getirmişlerdir. Yaratılış efsanesinde sözü edilen, bilgelik ağacına, Tanrı' nın aksi yöndeki emrine rağmen Adem' in yaklaşması, herhalde onun -ve onun şahsında tüm insanlığın, insanın- bilme merakına, öğrenme merakına hamledilmelidir. Bu bilginin insana, kendisini cennetten kovdurma yönünde tarihi bir zarar verdiği aşikârdır. Öte yandan onun bu bilme merakı sayesinde özgürleştiği ve gerçek anlamda 'insan' olduğu da söylenebilir.