Ne yapıyorsun salak, hala kimseye inanılmayacağını, kimseden hiçbir şey beklenmeyeceğini, herkesin uçucu ve geçici olduğunu, insanların yalın gerçeği söylediklerini sansalar bile ister istemez yalan söylediklerini öğrenemedin gitti. Bugün doğru olan yarın şüpheli hale gelir, sonra buhar olup havaya karışır ve ortadan kaybolur. Bugün coşku veren yarın ruhsuzlaşır. Bugün yürekten verilen sözler kar gibi erir, ağıda dönüşür. Bugünün neşesi yarının kavurucu güneşi, açtığı yaralardan ötürü beyhude özürler olur. O zaman insan her zamanki şeyi söyler kendine: 'Her şey yitirildi. Hiçbir şey kazanılmadı. Heba olup gitmeye başlamadan önce bilmiş olmak gerekirdi.'
Hiç engel olmadan nefreti ve saf aşkı asla bilemeyiz, bir 'evet' ya da bir 'hayır'la bitap düşeriz ve ayaklarımız bağlıdır o hazin 'belki' ya da 'olabilir' ağlarında.