O çiftliğe hiçbir zaman sahip olamayacağımızı biliyordum. Ama lafını dinlemek o kadar hoşuma gidiyordu ki, sonunda ben de galiba bu hayale inanmaya başlamıştım.
Burada bir sürü kitap okudum. Hiçbiri cennete girmemiştir, hiçbiri de çiftliğine sahip olamaz. Hep onun lafını ederler ama, yalnız kafalarında yeri vardır onun.
“Ben kendimden bahsediyorum. Burada birinin geceleyin oturup kitap okuduğunu veya düşündüğünü bir gözönüne getir. Bazan arpacı kumrusu gibi düşünür ama düşündüğü doğru mudur, değil mi söyleyecek bir can bulunmaz yanında. Bir şey görecek olsa, gerçek mi değil mi bilemez. Yanında oturan birine dönüp, sen de görüyor musun bunu, diye soramaz. Hiçbir şeyden emin olamaz. Bir ölçü yoktur elinde. Burada neler gördüm ben. Sarhoş da değildim. Uykuda mıydım, bilmiyorum. Yanımda biri olsaydı, rüyanda görmüşsün sen onu, derdi ben de artık düşünmezdim. Ama şimdi bilemiyorum."
Şimdi belki anlayacaksın. Senin George'un var. Onun geri döneceğini biliyorsun. Kimsen olmadığını düşün. Zenci olduğun için bir odaya gidip iskambil oynayamadığını düşün. Burada oturup kitap okumak zorunda kaldığını düşün. Tabii akşama kadar nallarla oynayabilirsin ama gece oldu mu odana kapanıp kitaplarını okumaktan başka yapacak iş yoktur. Kitaplar da beş para etmez. Asıl gerekli olan, arkadaştır... yanında bir can bulunmasıdır.