Şöyle haykırmayı öğreneceksiniz:
"Yaralanmışlardan korkun."
Yaralanmamış kim var peki?
Ve, yaralanmamış kimse yoksa siz kime sarılacaksınız?
İğde kokularının içine incecik limon çiçeği kokuları sızıyor, minicik bir gül var, koyu karanlığın içinde, çiçeksiz bir hanımeli.
Sessiz ve mükemmel gece.
Ve, biri eksik.
Biri her zaman eksik.
Biri, geldiğinde bile eksik.
Öyle eksildik ki yaşarken, bize dokunan herkesi eksiltiyoruz.
Yalnızlığımızla çoğalıp kalabalığımızla eksiliyoruz ve öylesine kalabalık ki yalnızlığımız.
Ne yana dönsek kendimize çarpıyoruz.