Söyle hocam, hangi kitaptan öğrendin hayat denen oyunu?
ne mekân ne imkân, biliyorum; değil artık derdime derman.
Bu sayfalarda bir şey yanlış, bir şey eksik, bir şeyler fazlalık.
Kar gibi berrak artık, huzur memleketinin benim yokuşu.
Bilseydim eğer, ah bir bilseydim! Kitabın ortasında anladım, ben kendime çıkan yokuşum.
Boğdum o kuşu, hangi nefes yeter tırmanmaya, satır denen yokuşu?
Gitmek lazım hocam, kendinden uzaklara; çok uzaklara...
Geçmiş ağır, umut kırgın, gönül azığına bu suskunluk nasıl sığsın!..
Huzur denen o yola vursan da gitsen başını, bilirsin geçemezsin.
Yokuş benim, sensin, bir çift nazlı göz!..
Kapatmak istiyorum her şeyi, her şeyi, her şeyi.
Bu ışıkları, sesleri, bu beklentileri!..
Tanrı nereye koymuş, son denen o şeyi?
Kızma bana hocam, bulurum, eğer bir gitsem karanlıkta kendimi...
Söyle, artık sadece sen söyle, sakalıma kim döktü beyazların arifesini?
Anladım! Artık anladım gölgesi asude hocam.
yenilerek, durarak, her seferinde yeniden.
Bu kitap, o kitap değil.