Hayalden doğan umutlar, genellikle zaman içinde kırılıp giderler, temelleri yoktur. Tıpkı köksüz bazı ağaçlar ve çiçekler gibi.. Hayallerin trajik kaderi budur. Ama yine de hayalsiz yapamayız. İyiyi ve kötüyü tanıyacağımız bu yolda yürüyebilmek için hayaller gereklidir...
17 YY’da İngiliz devlet adamı Ricaut de la Marliniere’nin şu sözleri dikkat çekicidir. “Önemli bir görevde olan birisinden “Osmanlıların Venedik’i isteseler ele geçirebileceklerini ancak abdest almak için tatlı su bulunamadığından bu işten vazgeçtiklerini, padişahın da Venedikliler’den alınacak hafif bir vergi ile yetinmek niyetinde olduğunu" işittim. Hristiyanların ortak çıkarları için onların bu derin uykudan hiçbir zaman uyanmamalarını dileriz, çünkü Türklerin, günün birinde denizde güçlü olmayı akıllarına koyarlarsa ve gerektiği gibi çalışırlarsa, bütün cihanın önlerinde eğileceğinden kimsenin kuşkusu olmasın."
Soğuk savaşın en keskin ve zor günlerinde bile İsrail ile açık bir ittifaktan kaçınan ABD’nin artık Doğu Akdeniz'de israil ile ittifak ilişkileri içine girmesi, aslında ABD’nin küresel liderliğinin zayıfladığını ve bu liderliğin tarafsızlık ve güvenilir arabulucu olma özelliğini tamamen yitirdiğini gösteriyor.