"Hepimiz sıtın alınmıştık ve dahası, kendi paramızla satın alınmıştık"
Kitap kırklı yaşlarında, evli, iki çocuklu sıradan bir sigorta çalışanı olan George bowling'in ağzından anlatılmaktadır. Kitabın adı ne kadar 'Boğulmamak İçin' olsa da kitabı okurken başrolün yavaş yavaş boğulduğunu en sonunda da dibe boyladığını hissettiriyor. Başrol ikramiyeden kazandığı parayla ne yapacağını düşünürken, yolda gördüğü bir afiş yüzünden doğup büyüdüğü, çocukluğunu ve gençliğini geçirdiği kasabayı gözünün önünden geçer. Ve bugüne kadar nasıl geldiğini anlatmaya başlar, yaşama sevincini nasıl yavaş yavaş kaybettiğini görüyoruz. En sonunda da ikramiyeden kazandığı parayla çocukluğunun kasabasına gidip şu anki hayattan uzaklaşıp huzur bulma ümidiyle bir haftalık tatil yapmaya karar verir.
"Uyurgezerlerin şehrinde tek uyanık insan bendim sanki.... Her ne düşünüyorsanız düşünün, aynı anda sizinle aynı şeyi düşünen milyonlarca kişi vardır. Ama ben şöyle düşünüyordum, hepimiz batan gemideyiz ve benden başka bunu bilen yok."
1914'teki İngiltere Almanya savaşına katılan George Bowling'e göre asıl korkulması gereken şey savaş değildi savaş sonrası idi. 'Savaş insanlara olağandışı şeyler yaptı insanları nasıl öldürdüğünden daha olağandışı bir şey varsa o da insanları nasıl öldüremediğiydi.... Savaş sizi öldürmediği takdirde düşünmeyi sevk ederdi.' Savaştan 20 yıl sonra ikinci savaşın yaklaştığı hisseden Bowling savaş korkusu ve dehşetini yeniden yaşamaktadır.
Bunca yorgunluğun ve aile-işi koşuşturmasından küçük bir kaçamak yapıp 20 yıldır gitmediği eski kasabasına uğramak ister. Balık tutmayı seven Bowling eski kasabadaki gölette balık tutma hayaliyle yola çıkar. Fakat kasabaya gittiğinde kasaba artık orada değildi. Birkaç evlik olan kasaba, kocaman fabrikalı küçük bir şehire dönüşmüş,