"Aşk Canavarı" nın alevinin aramızdan seçip götürdüğü kurbanı ağırbaşlılıkla uğurlayıp, bu ateşin bize değmemiş olmasına neredeyse içten içe seviniyoruz. Seçilmemiş olduğumuza, aşk seçkinlerinden olmadığımıza seviniyoruz.
Ama belki de üzülmeliyiz.
(Kesinlikle üzülmeliyiz hem de çok!)
Düz yolda yürüdüğü zaman çok fazla düşünmeye, kurcalamaya ihtiyaç hissetmez insan. Ancak belaya çattığı zaman, düşüncesi ağırlaşır. Bu açıdan, şerlerde, bize şer gibi görünen şeylerde, bilemeyeceğimiz birçok hayırlar var.
Oğluna kız bakan annelerin uğramadığı, kimsenin aşık olmaya layık görmediği, kalbi kırık kızların bahtına sabır düşmüşse ve asıl güzelliğe sonsuz itimadımız yüzünden bir kez isyana başvurmamışsak gerçek sevgi bizim etrafımızda dönmeye başlamıştır. Çünkü haksız yere kırılırsa kalp, hakikat onu bir gün onaracaktır. Cahiller buna çirkin şansı diyorlar. Biz ise buna ilahi adalet diyoruz.