Seni yüreğimden atabilsem atamıyorum,
Seni gözlerimden silebilsem silemiyorum
Sensizlik acısını çekiyorum
Dönersen diye koştum camlara
Ama yoksun yine yok..
Her sabah uyanıp yüzünü güneşe verdiğinde,
Gücünü alamazsın sıcak sevgilerden,
Unutma sakın bir sevgi bin sevgi doğurur ve
O sevgilerden yepyeni bir dünya kurulur..
Benim Toprağım suyum sensin.
Benim yaprağım dalımda sensin
İlkbaharım yazım sensin sensiz hayat çekilmiyor
Ufukta bir gemi görsem seni taşıyan,
Mavi denize dalardım geriye bakmadan
Uçsuz bucaksız mavilikte arardım seni
Ta ki seni bulana kadar
Ay yıldıza mutluluk fısıldarken
Gökyüzü sevincini yeryüzü ile paylaşırken
Ben sana bir parça mutluluk yolluyorum
içindeki umut çiçekleri hiç solmasın diyeHani gözler var sözleri anlatır,
Hani sözler var gözleri ağlatır,
Hani anlar var değeri geç anlaşılır,
Bir de aşk var seni bana anlatır
Gün aydı mı?
Güne güller açan yüzünde
Ne varsa senin iki dudağında
Iki sözünde
Benim başımı alanda, döndürende Senin iki dudağında, iki sözünde
Sarhoş ediyor bu sevmek denilen şey
Hayal mi gerçek mi ayırt edemiyorum
Mesela saçların uzanırken boynundan
omuzlarına
Ve gülerken ağzın kulaklarına varıncaya
Seni seyrederken kaplayan içimdeki huzuru
Kime söylesem diye düşünmekten utanıyorum
Bu içimdeki çocukça telaşları
Sana çıkıp gelmek istemelerim
İnsanların yüzüne dalıp dalıp gitmelerim...
İşte ne varsa sanki sendenmişçesine
Sarhoş ediyor bu sevmek denilen șey
Yaşamayı unutuyorum
asıl büyük sarhoş benim
uzaktaki
ben ki tek damla şarap içmedim
ekmeğin beyaz zeytinin siyah
olduğunu biliyorum
asıl büyük sarhoş benim
uzaktaki
benim kusturucu sarhoşluğum
yoksulluğum
yüzüme bakmasan da
yağmura düşürsen de gözlerini gözlerime bakmasan da ne kadar
o kadar aydınlığın gökyüzüme uzanıyor
uykularımda nefesinin sıcaklığı
o kadar
hangi akşam kapımı çalan sen değilsin sen değil misin gizli bir kıvılcım gibi
gözbebeklerimde duran
umutsuzlandığım her akşam senin rüzgârın almıyor mu
uğultulu yorgunluğumu
yoksulluğun eşiğinde kapaklandığım zaman ellerimden sımsıkı tutmuyor mu senin
iyimserliğin
ben bu tezgâhı kurdumsa senin için kurdum senin için dokuduğum basma ve pazen
denizin yeşilinden süzdüğüm balık göğün mavisinden çaldığım kuş
senin için
felsefe okudumsa
iktisat okudumsa gece yarıları boğazım kurumuş içim bir kalabalık sıcacık mısralar okudumsa yunus' dan
Ustam…
Aklım firarda
Gözbebeklerimde müebbet hüzün
Dilimde ay kesiği bir yara
Düşüm kırık dökük
Umudumun boynu bükük
Bir öksüzün omuzlarında sükut
Yüreğim sana emanet ustam sıkı tut
Tut ki; kancık pusulara düşmesin
Ustam…
Ustam ne zaman o senin bildiğin zaman
Ne sevda gördüğün masallardaki
Eskiden halı tezgahında dokunurdu aşklar
Nakış nakış körpe kız ellerinde Şarkı Sözleri
Mendillere yazılırdı isimler yüreklere kazılırdı gizlice
Sevdalılar asil ve de yürekli
Sevdalar kavgalar iki kişilik
Oysa şimdi;
Oysa şimdi çorak gönüllere ekiliyor sevdalar seher vakitlerinde
Meşru sevdalardan gayrı meşru acılar doğuyor kundaklara
O günahkar gecelerden
Ustam…
Ustam beni herkes sevdaya asi sanır
Oysa aşk beni nerde görse tanır
Hasret tanır zulüm tanır ölüm tanır