Yine bir inceleme daha... Bu sefer Reşat Nuri’nin Acımak adlı kitabını konuşacağız. Bu benim Reşat Nuri’yi ikinci okuyuşum ve yavaş yavaş kendisinin diline hakim oluyorum. Başta zor geliyordu ama artık alışıyorum. Reşat Nuri, Anadolu insanının yaşantısını, sorunlarını, kişisel duygularını, inançlarını süssüz, yapmacıksız, konuşulan Türkçe’nin tüm yalınlığı ve açıklığıyla dile getiren bir yazardır. Bu sebepten de eserlerini anlamak biraz zordur çünkü içerisinde birçok “anlayamadığımız” kelimeler bulunur. Anlatımı biraz ağırdır diyebiliriz. Kendisi de öğretmenlik yapan bir yazarımızdır ve bu eserinde de muallime olan Zehra’yı karakter olarak esas almıştır. Zehra yaşadığı olaylar sebebiyle İstanbul’dan Anadolu’nun uzak bir yerine gelip öğretmenliğini icra eden bir öğretmendir. O öğrencilerine iyi davranır ve öğrencileri tarafından da çok sevilir fakat onun çok katı kuralları ve bir de kötü huyu vardır, içinde “acımak” duygusu yoktur. Acımak... İnsanı insan yapan o duygu... İnsan da acımak olmayınca insan neye yarar? Zehra’nın bu huyu da kendisini sevmediğini zanneden babası yüzünden ortaya çıkmıştır. Evet zanneden diyorum çünkü olaylar hiçte öyle değil... Kitabın ilk sayfalarında nefret ettiğiniz karaktere son sayfalarda acımaya başlayacaksınız. Akabinde bu kitap sizlere “Acımak” nedir, öğretecek. Severek okudum, okuması kolay değil fakat bu eserimiz de su gibi akıp gidiyor. Yerli eserleri seven birinin de mutlaka Reşat Nuri’nin bu kitabını beğeneceğini düşünüyorum. :)