Türk Edebiyatının ilk edebi romanı olmasından dolayı her zaman okuma listemdeydi İntibah. Kitabın sonu acıyla bitti ne yazık ki: Geç kalınmış bir uyanıştı. Kitapta hoşuma gitmeyen kısım erkeklerin her namussuzlugu yapıp namussuz olmayışlari fakat kızların özellikle hiç suçu yokken Dilaşub'un hakkında atılan yalanlar, Mahpeyker'in fahişe olduğu bilinmesine rağmen Ali Bey'in onunla eğlenmesini hoş görüp konu evlenmeye gelince Dilaşub'u getirmeleri her biri o dönemde yaşanılanların özeti gibi. Günümüze bakınca bile ne yazık ki bazı kesimlerde erkekler yaptıkları her yanlış davranışla kadınların işledikleri yanlış davranış asla bir olmamaktadır. Kitabı okurken çoğu kısımda çok öfkelendim. Ali Bey düzgün bir eğitim almış zengin bir ailede büyümüştü fakat tutkularının esiri oldu. Yanlış bir aşka yelken açıp hayatını mahvetti. Sonrasında ise hiçbir şey olmamış gibi evlendirildi. Bu evlilik Mahpeyker'in intikamıyla acı bir şekilde sonlandı sonlanan tek şey evlilik değildi hem Dilaşub'un hayatı hem de Fatma hanımın hayatıydı. Ali Bey ise yaşayan bir ölüden farksız olup geçici zevk alemine daldı. Zevk aleminden dönüşü gerçekleri öğrenmesi hayatına mal oldu..
"Vefayı, her türlü hüznü, her türlü talihsizligiyle Dilaşub'da; ihaneti, her türlü çirkinliği, her türlü akıbet tehlikesiyle Mahpeyker'de; intikamı, her türlü şiddeti her türlü dehşetiyle Ali Beyde temsil ettirmişti kader ressamı."