A

6/10
·48 syf.··
2025 4. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 09 Ağustos 2025 18:17
Annie Ernaux’un Genç Adam kitabını okurken, zamanın ve ilişkilerin karmaşık yapısı üzerine derin düşüncelere daldım. Kitapta anlatılan genç adam, gerçek bir kişi ve Ernaux’un yaşamının bir parçası. Ancak benim okuma deneyimimde, bu genç adamı bir nevi zamanın ve gençliğin kendisi gibi, metaforik bir figür olarak da algıladım. Ernaux, yaşanan ilişkiyi olduğu gibi, somut ve dürüst bir şekilde anlatıyor; zamanın akışını bükmek gibi bir çabası yok. Ama ben okurken, bu ilişkinin ve zamanın iç içe geçişini, yaşananların zamana dair bir yansıması olarak hissettim. Bu bana, hayatın belirli dönemlerindeki duyguların ve anıların zamanla nasıl şekillendiğine dair farklı bir perspektif sundu. Özellikle benim gibi aşırı yaş farkı olan ilişkilere mesafeli bakan biri için, bu kitap beni düşündüren bir kitap oldu. Çünkü Ernaux, ilişkideki yaş farkından çok, iki insanın hayatlarının kesiştiği, zaman içinde yaşadıkları yoğun duyguları ve karmaşayı ön plana çıkarıyor. Bu samimi anlatım, bana ön yargılarımı sorgulatma fırsatı verdi. Sonuç olarak Genç Adam, gerçek bir hikayeyi anlatırken, okuyucusuna kendi zaman, gençlik ve ilişki algısını yeniden düşünme alanı açıyor. Ernaux’un dili yalın ve içten; bu da kitabı okurken hem yazarın hem de benim duygularım arasında köprü kurmamı sağladı.
Genç AdamAnnie Ernaux · Can Yayınları · 20241,182 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kayıp Anlarımı Bulma Dürtüsü
9/10
·180 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
·
72 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2025 18:07
Anja Meulenbelt’in Kayıp Zaman’ını elime aldığımda ruhuma dokunacağını biliyordum, ama bu kitap beni beklemediğim kadar derinden sarstı; olgun bir kadının aşk, yalnızlık ve kendini yeniden keşfetme yolculuğunu öyle yalın, öyle gerçek bir dille anlatıyor ki, sanki Anja karşımda oturmuş, kahve eşliğinde hayatını paylaşıyor gibi hissettim. Hikâyenin kalbinde, feminist hareketin içinde yoğrulmuş, aşkta sınırları zorlamış, başarıyı tatmış ama yalnızlığın gölgesini de hissetmiş bir kadının iç dünyası var; onun “süper kadın” olma baskısından yorulduğu anlar, tutkulu ama kırılgan aşk arayışları, cinselliği ve arzuları utanmadan sahiplenişi beni hem hayran bıraktı hem de kendi hayatımı sorgulattı. Anja’nın çıplak, maskesiz üslubu, otobiyografik izler taşıyan bu romanda daha dingin, daha bilge bir tona bürünmüş; gençlikteki asi ateş, yerini hayatı olduğu gibi kucaklayan bir tutkuya bırakmış, bu da bana “hiçbir zaman geç değil” dedirtti. Kitabın bazı dağınık geçişlerine ve yan karakterlerin az işlenişine rağmen, her satırı beni içine çekti; kahramanın kadınlarla, erkeklerle yaşadığı ilişkiler, tabulara meydan okuyan cesareti beni rahatsız etmek bir yana, özgürleştirici geldi Anja Anja Meulenbelt çünkü Anja’nın samimiyeti her duyguyu evrensel kılıyor. Kayıp Zaman, adıyla müsemma bir hesaplaşma; okurken kendi kayıp anlarımı, hayallerimi düşündüm ve bitirdiğimde sanki uzun bir yolculuktan dönmüş gibiydim, ilham almış, hüzünlenmiş ama bir o kadar da güçlenmiş hissederek. Eğer cesur, derin ve samimi bir hikâyeye hazırsan, bu kitap seninle konuşacak, tıpkı benimle konuştuğu gibi.
Kayıp ZamanAnja Meulenbelt · Ayrıntı Yayınları · 199623 okunma
Puan vermedi·372 syf.··
2023 12. kitabı
·
37 günde okudu
·
Okunma: 20 Temmuz 2023 00:54
Bu kitabı ikinci defa okuyuşum. Geçen yıl hep karşıma çıkmaya başladığı zaman başladım bu yıl ise başta @Eyizmer_824 hocam olmak üzere Hayal Atölyesi okuma grubumuz sayesinde tekrar okuma fırsatı yakaladım. Okurken içimde bir sürü düşünce ve his birikti. Bu kitabı uzun uzun anlatmak istiyorum. İki küçük çocuğun Claus ve Lucas’ın savaşın ortasındaki hikayesiyle tanıştım ve bu yolculuk beni hem etkiledi, hem şaşırttı, hem de yer yer üzdü. Büyük Defter: Çocuklar ve Zor Hayat İlk kitap, Büyük Defter, beni en çok çarpan oldu. Savaş zamanında anneleri, ikizleri anneannelerinin yanına bırakıyor. Anneanne sert bir kadın, hiç sevgi göstermiyor. Evde ne yemek var, ne sıcaklık çocuklar kendi başlarına kalıyor. Okurken “Bu çocuklar nasıl dayanır?” dedim. Ama onlar dayanmakla yetinmiyor, bir düzen kuruyor. Acıya alışmak için kendilerini eğitiyorlar, yazmayı öğreniyorlar her şeyi deftere yazıyorlar. Bir süre sonra makineleşiyorlar. Ben onların yaşında olsam korkudan ne yapacağımı şaşırırdım herhalde. Onlarsa sanki büyümüş de küçülmüş gibi davranıyor. Kitabın dili çok sade. “Bugün ekmek bulamadık,” ya da “Anneanne bize bağırdı,” gibi kısa cümleler var. Çocukların gözünden savaşın zorluklarını okumak tuhaf bir his verdi. Mesela bir subayı izleyip zayıf yönlerini bulmaları, sonra bunu kullanmaları aklıma takıldı. “Ben böyle bir şey yapar mıydım?” diye düşündüm. Sanırım cesaretim yetmezdi. Ama onların bu kararlılığı, hayatta kalmak için ne kadar ileri gidebileceklerini gösterdi. Kanıt: Ayrılık ve Belirsizlik İkinci kitap Kanıt başlayınca her şey değişti. İkizler ayrılıyor biri gidiyor, diğeri kalıyor. Hikaye başka insanların gözünden anlatılıyor. İlk kitapta her şeyi çocukların defterinden okumuştum, şimdi ise “Neler oluyor?” dedim. Savaş bitiyor ama hayat düzelmiyor. Kalan kardeş
1000Kitap
Büyük Defter - Kanıt - Üçüncü YalanAgota Kristof · Yapı Kredi Yayınları · 20258,5bin okunma
9/10
·353 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 09 Mart 2025 21:00
BİR DİNOZORUN ANILARI Mina Urgan’ın Bir Dinozorun Anıları kitabına başladığımda ne bekleyeceğimi tam bilmiyordum. “Dinozor” kelimesi kulağa esprili gelmişti. Kitabı okumaya başlayınca anladım ki, bu bir otobiyografi, hem de çok içten, çok samimi bir otobiyografi. Mina Urgan, kendini “dinozor” olarak tanımlıyor çünkü o, Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren Türkiye’nin değişen yüzünü, kültürünü, insanlarını bizzat yaşamış bir kadın. Ben de onun anılarını okurken sanki bir arkadaşımın bana hayatını anlatmasını dinliyormuş gibi hissettim. Kitap, Mina Urgan’ın çocukluğundan başlayıp yetişkinliğine, akademisyenlik yıllarına ve hatta özel hayatına kadar uzanıyor. Öyle sıkıcı bir tarih dersi gibi değil; aksine, her sayfada onun esprili, alçak gönüllü ve dobra kişiliği bana geçti. Mesela ailesinden, arkadaşlarından, dönemin önemli isimlerinden bahsederken hiç kasmıyor, her şeyi olduğu gibi, doğal bir şekilde anlatıyor. Falih Rıfkı Atay, Yahya Kemal gibi isimlerle olan anılarını okuyunca, o dönemin edebiyat ve kültür dünyasına bir pencere açılmış gibi hissettim. Ama bunu yaparken asla “Ben çok önemli biriyim” havasına girmiyor tam tersine kendini hep geri planda tutuyor. Beni en çok etkileyen şeylerden biri, Mina Urgan’ın kadın olarak o dönemde yaşadığı zorluklara rağmen nasıl güçlü ve bağımsız bir karakter sergilediği oldu. Akademisyenlik yapmış, çeviriler yapmış, öğrencilerine ilham olmuş bir kadın. Aynı zamanda çok sade, çok gerçek bir insan halktan biri. Mesela günlük hayatın küçük detaylarını anlatırken, onunla bağ kurmamak imkânsız hale geliyor. Kitabın dili de beni kendine çekti. Değindiği derin konular örneğin intihar, yalnızlık, kadın ve erkekler hakkında fikri, içinin sevgi doluşu ve zihnini her fırsatta geliştirmeye çalıştırmış olması çok hoşuma gitti. Yaşadıkları
1000Kitap
Bir Dinozorun AnılarıMina Urgan · Yapı Kredi Yayınları · 202214,3bin okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2023 9. kitabı
Yalın bir dille yazılmış olup her ebeveynin ve alanı çocuk olan herkeisn okuması gereken bir kitap. 100 soruluk bir yolculuk. Bu yolculuğa çıkan herkes şanslı çünkü yolun sonunda yapılmaması ve yapılması gereken çoğu şeyi öğrenmiş olacaksınız. Sınır kavramının yanlış anlaşılması, doğru sınırlar yerine yasaklar konulması ve daha birçok yanlış şey. Çocukları anlamaya dair ne kadar kitap varsa okunmalı, okutulmalı.
Çocuk Gelişimi
Çocuklar Sınır SeverEmine Ergün · Kripto Kitaplar · 0143 okunma