Herkes kendi kişisel şovunun peşindeydi bu hayatta. Herkes herkesin üzerinde tahakküm kurmaya çabalıyordu. Kim nasıl panik atak geçirmeyecekti? Kim nasıl götünden insan uydurmayıp da sanrılar görmeyecekti? Manyak kaynıyordu resmen ortalık.
"Ben iyiyim ya," deyiverdi ortaya. Bunun işleri hızlandırabileceğini düşünmüştü. Oysa iyi falan değildi Necip. Aldatılmıştı. İşsizdi. Fakirlikten sokak ortasında bir çöküp bir bayılarak hastanelik vaziyete gelmişti. Sakinleştirici ilaç tesiriyle sanrılar görüyor, hayalî adamlarla konuşuyordu. Nasıl iyi olabilirdi ki?
Nuriye Hanım, hayati mücadelelerini konuşarak veren bir insandı. Bir samuray için katana, bir keskin nişancı için dürbünlü tüfek neyse, Nuriye Hanım için konuşmak oydu.