Çok fazla kitap okuyan biri değilim açıkçası ve maalesef sıkıldığım bir kitabı da bırakmaya çok meyilli biriyim. Yine okumaya başlarken ben bu kitabı bırakırım sanıyorken, kitap bir şekilde bitti ve bu sefer kitap beni bıraktı...
Önceden uyarmış olayım bu incelemeyi spoiler almak istemeyenlerin okumasını tavsiye etmiyorum.
Kitap Jose Arcadio Buendia ile başlayıp bize bol karakterli ve karmaşık hikayeleri olan bir dünyaya yani Maconda kasabasının kapısını açıyor.
Bol karakterli dememi abartılı sanmayın lütfen kitapta çok fazla karakter var ve geri dönüp sık sık kontrol ettiğim bir soyağacı bile bulunuyor.
Kitapta bulunan yan karakterler bir zaman sonra ana karakter olmaya başlıyor ve bu şekilde süre gelen bir aileyi anlatıyor. Kitap aslında kendi içerisinde sürekli geleceğe ve geçmişe atıfta bulunuyor ve özellikle geçmişe yönelik bu atıf sahneleri benim en hoşuma giden kısımlardan olmuştu.
Karakterin hepsi hem birbirine benziyor hem de bir o kadar alakasız karakterlere sahipler. Ursula'nın çabaları, Amaranta'nın kini, José Arcadio Buendia'nın pesetmeden sürekli bir şeylerin peşinden koşması, Melquíades'in icatları ve yazıları, Albay'ın zorlu kişiliği ve oğulları, Jose Arcadio'nun çekip gidişi ve tekrar gelişindeki beni uğrattığı şaşkınlığı, Rebeca'nın güzelliğini ve bu güzelliğinin kitabın içinden bana kadar ulaşması, General'ın Amaranta'yı yıllarca beklemesi, Pilar Ternera'nın bir şekilde her yerden çıkışları, Santa Sofia'nın hiç gocunmadan herkese yardım edişi, Fernanda ve Remedios'un taç taktıkları gün, Aureliano Jose ile Petra'nın yasak aşkları arasında yaşadıkları doyumsuzluk ve fedakarlıklar, Jose Arcadio'nun yıllar boyu bir odada tıkalı kalması, Meme'nin aşk uğruna çektikleri, Aureliano'nun sürekli birilerinin boyunduruğunda yaşaması, Jose Arcadio'nun