Öylesine büyük yalnızlık duyuyordu ki, kestane ağacının altında unutulan kocasıyla çene çalmaktan bile medet umar olmuştu. Haziran yağmurları, çardağı yıkacakmış gibi yağdığı günler, "Bak ne hale geldik," diyordu. "Şu eve bak, in cin top oynuyor. Çocuklarımız dört bir yana dağıldılar. Seninle ben kuru başımıza kaldık. Tıpkı başlangıçtaki gibi." Çoktan bilinçsizlik uçurumuna yuvarlanmış olan José Arcadio Buendia, karısının dediklerini duymuyordu bile.