Cüneyt T.

Cüneyt T.
@_hidroklorikasit_
“Birini öptüğünde salıncakta sallanır gibi hissediyorsan aşıksın.” SEVİL ♡
9/10
·165 syf.·
2026 31. kitabı
Tolstoy - Hacı Murat Hacı Murat, okurken sürekli “iyi edebiyat” hissi veren kitaplardan biri oldu benim için. Sayfa sayısı çok fazla değil ama Tolstoy’un anlatımı o kadar güçlü ki insan kendini uzun bir destanın içindeymiş gibi hissediyor. Özellikle doğa tasvirleri, savaş sahneleri ve karakterlerin iç dünyasını aktarışı inanılmaz akıcıydı. Cümleler resmen kayıyordu; bir bölüm daha okuyayım derken kitap hemen bitti. Tolstoy’un bir dönem orduda subaylık yapmış olması kitabın ruhunu çok hissettiriyor. Savaş ortamını, asker psikolojisini, güç ilişkilerini ve insanların korkularını öyle gerçekçi anlatıyor ki bazı yerlerde kurgu okuyor gibi değil de yaşanmış bir hatırayı dinliyormuş gibi hissettim. Özellikle Kafkasya atmosferi çok canlıydı gözümde. Hacı Murat karakteri ise tek bir tarafa ait değil gibi. Hem gururlu hem kırılgan, hem güçlü hem de çaresiz. Kitap boyunca insanın “kahraman” kavramını yeniden düşündürüyor. Tolstoy burada sadece bir savaş hikâyesi anlatmıyor; onur, iktidar, sadakat ve insan doğası üzerine de konuşuyor aslında. Uzun zamandır dili bu kadar akıp giden bir klasik okumamıştım. Kısa sürede bitmesine rağmen zihnimde uzun süre kalacak kitaplardan biri oldu.
Hacı MuratLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201918,4bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
7/10
·104 syf.·
2026 30. kitabı
Gaye Keskin - İçimdeki Kilitleri Tek Tek Yazarın cesur kalemiyle ördüğü öykülerle, bambaşka dünyalara misafir oldum. Bu yolculukta bazen sendeledim, bazen düştüm, bazen de umutla ayağa kalktım. Öyle anlar oldu ki öykülerin sızısı tam göğüs kafesime oturdu; bazen de küçük bir tebessüm olup dudaklarımda yer edindi. Edebiyatın iyileştirici ama bir o kadar da sarsıcı gücünü hissetmek isteyenler için çok kıymetli bir durak. “Nerden biliyorsun len bu lafları? Götümün edebiyatçısı.” “ O başımın etine, ben ekmeğe dadandık. Yedikçe yedik, çiğnedikçe çiğnedik; birimiz ekmeği diğerimiz beni bitirdik.” “Bildiğim tek şey geçmişte bir yerlerde takılıp kalmak zorunda bırakıldığımdı.”
İçimdeki Kilitleri Tek TekGaye Keskin · Can Yayınları · 202580 okunma
10/10
·368 syf.·
2026 29. kitabı
Fakir Baykurt - Kaplumbağlar Baykurt’un kalemi o kadar net, o kadar dolambaçsız ki; okurken kendimi o tozlu köy yollarında, köylülerin arasında hissettim. Karakterler ise sadece birer isim değil, resmen o dönemin ta kendisi. Her birinin derdi, sevinci ve çaresizliği iliklerinize kadar işliyor. Kitabı okurken en çok kaplumbağalar üzerine düşündüm. Benim için kaplumbağalar sanki zamanı temsil ediyordu; yavaş, ağır ağır ama durmaksızın ilerleyen bir zaman... İnsanın emeğiyle var ettiği o "Tozluca" bağlarının trajedisi, kaplumbağaların o ağır adımlarıyla birleşince hikaye çok daha derin bir anlam kazandı. Bozkırın ortasında yeşertilen bir umudun, yine o bozkırın kaderine terk edilişini izlemek canımı yaksa da, bu gerçekçilik kitabı unutulmaz kılıyor. Köy enstitülü bir yazarın gözünden Anadolu insanını ve o bitmek bilmeyen hak arama mücadelesini okumak isteyen herkesin bu yavaş ama derin yolculuğa çıkması gerek. “Bizim yurdumuz, hem de insanımız, bir bakıma, mürekkep yalamışların geriliği ve yanlış tepkileriyle, hâlâ Ortaçağ'ın çukurları içindedir. Başkalarını yeni amaçlara alıp götüren sağduyu, bilinç ve hoşgörü, bizimkilerin kabuğuna neden işlemiyor?” "Cahallıklarından, kapkara cahallıklarından." Okuma yazmaları olduğu halde okumadıklarından! Sanattan, kültürden gıda almadıklarından! Aldıklarını eritemediklerinden! Koşullanmışlar çağ gerisi tersliklere, küçük bencil rahatlıklara, çıkarlara; bir türlü kurtulamıyorlar. “Şimdi kendi çocuklarına yabancı dilli kolej, yüksek okul, hatta Avrupada, Amerika'da okuma olanağı bulan yöneticiler, köydeki bebelerin ilkokuldan sonra gideceği okulları hesap dışı tutuyor.” “Her köye bir eğitmen, öğretmen yollayabildik mi, Türk'ün düşmanları fesatlığından çatlayacak! Hem de sadece A'yı, B'yi değil, işi gücü, hak sormayı, hak almayı
KaplumbağalarFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 20064,671 okunma
5/10
·224 syf.·
2026 28. kitabı
Zeynep Kaçar - Seni Seviyorum Uçur Beni Kitap boyunca üzerimde sürekli bir sıkışmışlık hissi vardı. Herkes bir yere yetişmeye, bir şeyden kaçmaya ya da hayatta kalmaya çalışıyor gibiydi. Zaten kitabın en güçlü tarafı da bence tam olarak bu ruh halini geçirebilmesi. Ama dürüst olmam gerekirse, kitapla tamamen aynı frekansta buluşabildiğimi söyleyemem. Benim okuma tarzıma çok uymadı sanki. Özellikle karakter sayısının fazlalığı ve olayların bazı noktalarda fazla tesadüflerle ilerlemesi, hikâyenin zihnimde bırakacağı etkiyi biraz azalttı. Bir süre sonra karakterlerden çok, akan kaosun içinde kalmış gibi hissettim. Yine de Zeynep Kaçar’ın dili ve atmosfer kurma biçimi güçlüydü. Bazı bölümlerde roman değil de karanlık bir tiyatro sahnesi izliyormuşum hissi verdi. Özellikle diyalogların doğallığı ve alttan alta büyüyen gerginlik başarılıydı. Belki sevdiğim bir kitap olmadı ama üzerine düşündüren kitaplardan biri oldu. Bazen bir kitabın değeri, sizi tamamen içine alması değil; bittikten sonra bile zihninizde huzursuz bir yankı bırakması oluyor. “Üstelik kadınlar statüye erkeklerden daha çok önem veriyorlardı; boklarını temizleyen biriyle birlikte olmaktansa şişko ve yaşlı bir herifin altına yatmaya baştan razıydılar.” “Demokrasi ve anarşi arasında kalın bir çizgi vardır ve bu sınırı ihlal ettiğinin bilincinde olmak her vatandaşın görevidir.” “İnsan her şeysiz yaşıyor da sevgisiz zor”
Seni Seviyorum Uçur BeniZeynep Kaçar · Doğan Kitap · 202665 okunma
6/10
·96 syf.·
2026 27. kitabı
G.G.Marquez - Benim Hüzünlü Orospularım G.G.Marquez’in bu romanı, yaşlılık, yalnızlık ve hayatın son demlerinde ansızın kapıyı çalan o tuhaf aşkı odağına alıyor. 90. yaş gününde kendine bakire bir genç kızla geçireceği bir gece hediye etmek isteyen yaşlı bir gazetecinin hikayesini. Ancak işler planladığı gibi gitmiyor; karşısında uyuyan o masum kıza dokunmaya kıyamayan kahramanımız, hayatı boyunca kaçtığı gerçek aşkla, ironik bir şekilde ömrünün sonbaharında tanışıyor. İsminin yarattığı o kışkırtıcı algının çok ötesinde; aslında derin bir melankolinin ve geç kalmış bir uyanışın öyküsü. Cinselliği değil, aslında duygusal bir körlüğün nasıl sona erdiğini anlatıyor. İnsan hiç tatmadığı bir duyguyu, ömrünün son gününde bile olsa tanıyabilir mi? “… insanın üstünü başını birisi için düzelttiğini, birisi uğruna giyinip kokular süründüğünü aşk çok geç öğretmişti bana.” “Biz artık başka insanlarız.” "Dünyada tek başına ölmekten daha büyük bir felaket olamaz."
Benim Hüzünlü OrospularımGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 201925bin okunma