Hayattan ne kadar da çok beklentilerimiz var. Sonlu bir hayattan sonsuz isteklerimiz... Peki tek gayemiz ne? Mutlu olmak. Hayatta yaptığımız onca harcanmışlığa, kendi hayatımızı başka insanların eline verip bir oyun hamuru gibi oynamasına izin veriyoruz. Kalbimiz kırılıyor, vazgeçmek zorunda kalıyoruz. Kendimizce fedakârlık yaptığımızı sanıyoruz. Ve bu yaptıklarımıza "mutlu olmak istiyorum" kılıfını giydiriyoruz. Peki mutlu olduk mu? Bu sorudaki mutluluğu neye göre belirleyeceğimiz de gariptir. Mesela Stefan Zweig, Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu kitabında: Kırılmış şarap şişesinde bir mutluluk var.