Geçmişim bugünde nereye geldiğini araştırmak gerekir. Ne bir düşünürün ne de ne kadar ünlü olursa olsun bir politikacının izinde değilim. Dileyenler tarih tekerrür tesellisi ile geçmişi putlaştırıp izlemek marifetini gösterirler. Kendilerine ayrı kişilik hakkını tanımasınlar. Altını çizdim tekrar. Tekerrür eden tarih değil, tarihsizliktir. Tekerrür tıkanmadır. Kişilerin izinde olmak isteyen ve bunun için de yemin edenleri kendi hürriyetleri (?) ile baş başa bırakalım.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Eğer bir toplumda hükümdar varsa, eğer bu kişi, bütün toplumun sürekliliği adına politik iktidar ve otoriteye sahipse, toplumun sürekliliğini sağlamak, salt üst ünitenin sürekliliğini sağlamaya dönüşürse, bu takdirde, kanun yapma, yargılama ve yönetme iktidarı topak bir halde, bölünmemiş olarak, toplumda değil üst merkezi otoritededir. Böyle bir toplumda, hukukun üstünlüğü yoktur. Merkezi otoritenin üstünlüğü vardır. Böyle bir toplumda kimse yurttaş değildir.
Sermaye kesimimiz çağdaş bir sivil toplum oluşturulmasını istemez. Onlar için halkın yığınlardan oluşması çok daha yararlıdır. Halkın yığınlaşması militanlık getirir; bu ise sivil aralıkları yok eder.
... "fırsatlar hırsız yaratır." Gerçek sivil yurttaşlar ve onun politik alana bağlı örgütlerinin iktidar ayrışmasında otonomilerle olmadığı yerde, fırsatlar büyük ölçekte daima vardır.