Kiliseyle randevuevi Uzak Batı'ya aynı zamanda geldi. Aynı madalyonun birer yüzü olduklarını bilseler, ikiside dehşete düşerdi. Oysa ikisi de aynı şeyi başarmak istiyordu kuşkusuz: Kiliselerdeki ilahiler, teslimiyet ve şiirsellik adamı bir süreliğine hayatın kasvetinden uzaklaştırıyor, genelevler de aynı şeyi yapıyordu.
Bazı adamlar vardır, askerliğin iç karartıcı enkazına batıp teslim olur, kimliklerini yitirirler. Ama bunların zaten başından beri fazla bir kimliği yoktur. Sen de öylesin belki. Ama bazıları da vardır, ortak batağa dalar, sonra eskisinden de fazla kendileri olarak çıkarlar, çünkü kibir denen hasisliği kaybetmiş, birliğin ve alayın sırmalarını kazanmışlardır. O kadar derine batabilirsen, düşünebildiğinden daha da yükseğe çıkabilirsin, mübarek bir mutluluk, adeta meleklerin ilahi dostluğu gibi bir arkadaşlık tadarsın. O zaman konuşmayı bilmeseler de insanların iç yüzünü bilirsin. Ama ta dibe batmadan bunu bilemezsin.
...İşte bu nedenle başlangıçta bir bakire gibi ol ve düşman kapısını sana açsın, sonra bir tavşan gibi hızlı hareket et, düşman karşılık vermekte geç kalsın.