Binlerce çocuk, başka kimse yok ortalıkta - yetişkin hiç kimse, yani- benden başka. Ve çılgın bir uçurumun kenarında durmuşum. Ne yapıyorum, uçuruma yaklaşan herkesi yakalıyorum; nereye gittiklerine hiç bakmadan koşarken, ben bir yerden çıkıyor, onları yakalıyorum. Bütün gün yalnızca bu işi yapıyorum. Ben, çavdar tarlasında çocukları yakalayan biri olmak isterdim. Çılgın bir şey bu, biliyorum, ama ben yalnızca böyle biri olmak isterdim. Biliyorum, bu çılgın bir şey.
Öldü, biliyorum! Bilmediğimi mi sanıyorsun? Ama, onu yinede sevebilirim, değil mi? Bir insan öldü diye onu sevmekten vazgeçmek zorunda mısın, Tanrı aşkına; özellikle de, hayatta olanlardan bin kez daha iyi kalpli bir insansa?
Odadan ayrılmadan önce pencereye bir göz attım, bizim şu sapıklar ne yapıyor, bir bakayım diye, ama tüm pencereler örtülüydü. Sabah olunca hepsi fena halde namuslu oluvermişlerdi.