Serdar sabahın ilk ışıklarında Galata Köprüsün de
yürürken martıların çığlığına kulak verdi. Köprüdeki
balıkçıların Rastgele deyişleri arasında içinden bir
ses yükseldi Benim yolum artık uzaklara açılıyor
Çantasında çok eşya yoktu ama kalbi merakla
doluydu Galata Kulesinden Haliç bakarken Evliya
Çelebi nin sözleri aklıma geldi (Seyahat ya
Resulallah) Onun yüzlerce yıl önce çıktığı
yolculukta benim adımlarım aynı taşlara basıyordu
öğleden sonra Eyüp Sultana geçiyorum Türbenin
Önünde dua eden insanlar ellerinde tesbihler,
gözlerinde umut…
Yanımda oturan yaşlı teyze bana dönüp diyor ki :
Evladım yolcunun duası makbüldür sen de bizim
için dua et O anda sırtımdaki çanta ağır geliyor
ama kalbim hafifliyor
Sultanahmet meydana vardığımda gökyüzüne
yükselen Sultanahmet Caminin kubbeleri hemen
karşısında Ayasofra’nın görkemiyle adeta
konuşuyor Bir yanda İslamın bir yanda Bizansın
mirası. İnsan şunu fark ediyor İstanbul
medeniyetlerin aynası
1916-18 arası Rus Devrimi denk gelen bir zamanda, Smolensk şehrinde yeni mezun genç bir doktor olan Bulgakov'un kişisel deneyimlerinden esinler içermektedir. Genç Bir Doktorun Not Defteri
Bir çekmecede on yıl boyunca saklı duran kara kaplı bir defter…” “Raif Efendi’nin katlanamadığı çaresizliği, kavuşması imkansız aşkının tek tesellisi…” “Defterin taşıdığı sırlar, unutulmaz bir aşk ve koca bir yalnızlık…”
Kürk Mantolu Madonna