“BÜŞRA YILMAZ” Suskunluğunu, kendine özgün tarzda bozmuş ve Kitap Dünyası’na; “SİNEROMAN” kavramını getirmiştir. Yazım dili ve farklı tarz arayışları beni her zaman cezbeden özelliği olmuştur. Okumaya ilk başladığınızda sahne yönlendirmeleri olsa da okuyucuların kafası karışabiliyor fakat sayfa çevirdikçe alışmaya da başlıyorsun.
Kitap tam olarak bir ROMAN değil, fakat SENARYO da değil (Senaryonun tipik teknik terimleri olmasına karşın) “Senaryo ile Roman arasında MELEZ BİR TÜR.” Teknik detaylar azaltılmış olsa da dil ve yapı açısından birebir denecek kadar yakın.
Bambaşka bir tarz; bu yüzden artıları olduğu kadar eksileri de var! Büşü bize yavaş ve sindirerek okuyun, gözünüzü bir kamera açısı olarak hayal edin diyor. Tamam hayal etmeye çalışıyorum iyi hoşta, hikayeye bağlanmakta uzun süre zorluk yaşadım.
Birkaç okur; “Reading Slump” taysanız ilaç gibi gelecek demiş fakat ben buna katılmıyorum. Çünkü normal bir roman beklentisiyle açılışı yaptıysanız ve beklentileriniz Büşra Yılmaz’ın diğer kitaplarını okuduğunuz için yüksekse, bunun yerle bir olması kaçınılmaz sonun başlangıcı oluyor.
(Sayfa çevirmenin kolaylığından bahsediyorsanız Büşü’nün tavsiye ettiği gibi okumuyorsunuz demektir!)
Farklı formatlar ve farklı türler yenilikçi ve etkileyici olsa da insanların alışık olduğu tarzların dışına çıkmak, anlaşılamamayı beraberinde getiriyor. “Bunu anlamazlar, başka bir şey yazmayı dene.”, “Bu Türkiye’de tutmaz, fazla marjinal!” diyerek yazarımızı engellemeye çalışmalarını oldukça anlamlı buldum diyebilirim.
İnsanlar alışık olduğuna tutunmaya daha meraklıdırlar, Cesur adımlarından dolayı yeniden tebrik edemeden geçemeyeceğim canım Büşü’müzü çünkü her şeye, bütün olumsuzluklara rağmen “KOZMOS” adlı serisi “KÜLT ESER” olmaya aday bir kitap projesidir…