Neşe bulaşıcıdır falan diyorlar. Yalan. Neşe kolonya gibi bir şey. Döküyorsun, o an ferahlıyorsun. Sonra uçup gidiyor burnundan, elinden, üzerinden. Kasvet öyle değil ama, zamk gibi, bulaşıyor ve dokunan herkese yapışıyor.
Karşılaştığı her güzelliğin bir serap olduğunun şuurunda, lakin yine de gördüğü her seraba, bile isteye aldanmaktan vazgeçememiş zavallı bir çöl yolcusuydum ben. Aşksız kalmaktansa, çölün yakıcı toprağını, su niyetine, kana kana, kurumuş dudaklarıma değdirmeye razıydım.
Kader ne tuhaf; kimin hafızasında sonsuza dek güzel kalabilmek için didinip ihtimam gösteriyorsak, en çirkin halimiz onların hatırasında saklı kalıyor. Çünkü sevgi yaralar; bir türlü iyileşmek bilmeyen hakiki yaralar, sadece sevginin kudretinden doğar. Diğerleriyse geçer, bir an gelir, şifalı bir kelime, merhametli bir el, hassas bir gönül dokunur ve geçer gider. Sevgi geçmeyen yaralar ile sınanır. Yüreğinde saplı duran hançere sabretmeni bekler.