İnsanın eline aldığı bir kitap, hayat denizi fazla çalkantılı hâle geldiğinde gercek bir can simidi olabilir; insan hikayelere tutunur ve onların kendisini kıyıya, güvenli bir yere getirmesine izin verir
Gökkubenin altında değişenler yalnizca kiyafetlerdi, yoksa insan hep aynı insandı. İhtiraslar, öfkeler, sevinçler, hüzünler… zaman ırmağı yalnızca iyiler ile kötülerin maceraları için akıyordu. Bazen iyilerin, bazen kötülerin kazandigi bir dünyada insanalar kâh savruluyor, kâh güce dönüşüyorlardı. Kulluk tam da bu noktada şekilleniyor ve her çağın imtihanı kendisine göre iyi ile kötüyü ayristirip elekten geçiriyordu.
Eğer bu ülkenin yüz sene evvelki sınırlarına bir tel örgü çekilseydi ve “bu tel örgünün dışına tarihi eser çıkartılamaz” yazılsaydı bugün dünya müzelerinin neredeyse yarısı boş kalırdı.
“Hem evet, hem hayır… Evet, çünkü tarih yazarları onun zenginliği ve paraya hükmetmesi dolayısıyla kendisine karun demisler; hayır, çünkü gercek karun, Krezüs’ten altı yuzyil kadar once Musa peygamber zamanında Mısır firavunlarıyla birlikte yaşamış. İncil’de Musa’nın amcazadesi olarak anılır.”