hayata turnusol kağıdı gözüyle bakmak, her şeyde dapdar bir derli topluluk, düzen görmeyi, tertemiz bir kontrol hissine sahip olmayı istemek umutsuzluğa yol açar. Çünkü aldatmacadan başka bir şey değil. Hayatı biz yaşıyoruz. Turnusol kağıdı biziz. Sürekli genişleyen bir kozmostaki sabit olmayan bir dünyada hareket eden bir ögeyiz.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yaşam kitabında katıksız bir şimdi yok. önceki sayfada yazılı sözcükleri her daim görebiliyorsun, mürekkepli gölgeleriyle karşındaki şeyleri karartıyorlar. En azından bulanıklaştırıyorlar.
'Dönemler' lafı aklımda takılı kaldı. Yeni bir döneme nasıl girildiğini düşündüm. Yalnızca mezarlıktaki sıra sıra taşlarının arasından geçerek değil, kendi yaşam süremizde de. Yaşanmış olanlarla araya net bir çizgi çektiğimizi. Jeolojide, çoğunlukla bir yok oluşun ardından gelir, değil mi? Mezozoik Çağ dinozorların meteor çarpması yüzünden topluca ölmesiyle bitmiştir. Ben yeni bir dönem mi başlatıyordum yoksa yanımda eski dönemden çok fazla şey mi taşıyordum acaba? Hayattaki sınavımız bu değil mi? Yaşanmışlıkları yok etmeden yola devam edebilmek. Kendimizi yok etmeden nelerden vazgeçmemiz, nelere sıkı sıkı tutunmamız gerektiğini görebilmek. Hem meteor hem dinozor olmamayı başarabilmek.
Bana öyle geliyor ki, siz ya da ben iki düşünce ya da eylem arasında seçim yapmak zorundaysak, ölümümüzü düşünmeli ve dünyaya mutluluk getirecek şekilde yaşamaya çalışmalıyız
insanoğlu -hayatında, düşüncesinde, açlığında ve hırsında, cimriliğinde ve zalimliğinde ve aynı zamanda iyi kalpliliğinde ve cömertliğinde- bir iyilik- kötülük ağıyla kıskıvrak sarılmıştır. Bence tek hikayemiz budur ve aynı hikaye bütün duygu ve akıl düzeylerinde tekrarlanır.