Hayat kısadır onu endişe, keder ve üzüntü ile daha da kısaltmayın. Hepimiz yolcuyuz. Hiçbir dert, dünyaya gelirken beraberimizde gelmedi. Bizimle beraber de gitmeyecek..
Andolsun kirpiklerine
Ve nokta-i süveyda’ya
Ve yanağının solundaki ben’e…
Gözlerinin bereketinden bahsediyorum Ashab-ı Kehf’e.
Ay’ın yarılışına tanık olan ellerini anlatmak istiyorum insanlığa,
Eşiğinde titreyen bedenimi götür sonsuzluğa.
Hangi ayetten besleniyor ki gülüşün;
kendimden geçiyorum nazarına hedef olunca.
Bırak yarınların benim kaderim olsun
Bırak gölgene melekler salıncak kursun
Bırak iffetinin ışığı odama vursun
Çeyizinden Peygamber nasihatlerini çıkarıp,
Açlığın sırlarını konuşalım seher vakitlerinde.
İnsanlar mal biriktirsin boşver; biz amel biriktirelim.
Bugün bir tarafa ayrılın denildiğinde
Arş’ın altına koşalım ikimiz el ele
Adın adıma vurulmuş kutlu bir mühür
Kalbim seninleyken mutlu ve hür
Sesinde kaybolan baharımı buluyorum
Sendendir üzerimdeki rahmet, biliyorum.
Annenin bebeğinden kaçacağı yerde
Senin gülüşün olacak azabıma perde
Sen yüzünü düşürünce
Bulutlar tutuşuyor ruhumun göklerinde
Gel ki ağlamasın artık He’ye sevdalı Nûn
Beni görünce haline şükrediyor Mecnun
Hadi gel su yüzlüm, içimdeki çığlıkları sustur.
Bilmez misin yalnızlık bir tek Allah’a mahsustur.
Yıldırım Kerem Çambel