ilgen

@_ilgen_·
·
sabitlendi
Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. Sen bana, dünyada başka türlü bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin. Bunu sonuna kadar götüremediysen, kabahat senin değil... Bana hakikaten yaşamak imkanını verdiğin bir kaç ay için sana teşekkür ederim.
Sayfa 159 - yky, 55.baskı, Ocak 2013
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·238 syf.·
2026 4. kitabı
Yıllardır herkesin önerdiği ama bir türlü fırsat bulamadığım bir romandı. Demek ki zamanı şimdiymiş… Çoğu kişi dilinin ağır olduğunu söylüyor ama bana öyle gelmedi açıkçası. Birkaç osmanlıca terim olsa da genel anlamda anlaşılamayacak bir dile sahip değil. Okunma keyfi açısından dili çok iyi buldum. Çok masalsı, çok akıcı aynı zamanda da merak uyandıcı ve karakterlerin iç içe geçtiği ve bir şekilde yollarının kesiştiği bir anlatım olmuş. Kitap ismi gibi cidden puslu. Anar bize bir şeyi tam olarak vermiyor. Bulanık bir zeminde ilerlerken son vuruşunu da bulanık bırakıp okuyucuya bırakıyor. Okuduğumuz her şey bir başka kişinin zihni mi? Aslında bu noktada biraz ontolojik bir tartışma zemin yaratıyor okuyucuya. Rendekar yani aslında Descartes… O meşhur arayışından ve şüphelerinden bir noktaya gelen ve bugün hepimizin bildiği o meşhur sözü tarihe bırakan adam… Düşünüyorum o halde varım… Anar burada bize biraz ters köşe yapar. Varlığı düşünmeye bağlamaz. Düşünülüyorsam varım gibi bir noktaya gelir. Burada da yine puslu bir zemin oluşur bize. Ben bir başkası tarafından düşünüldüğüm için varsam ve o kişinin evrenindeysem bir başka kişi de benim düşümde ve benim evrenimde, ben onu düşlediğim için mi var? Bence burada biraz Berkeley’nin “Var olmak algılanmış olmaktır” felsefesine göz kırpıyor gibi. Ya da fiziki evren herkes için aslında aynı anlamı ifade etmez diyen fenomenoloji gibi… Tabii ki kafamızdaki bu sorular kitapta net bir noktaya bağlanmaz. Belki de yazarın bağlamak gibi bir niyeti de yoktur. Sadece bize bir takım şeyleri düşündürtmek ve sorgulatmaktır amacı. Gelelim Uzun İhsan Efendi ve Bünyamin ikiliğine. Tüm bunlar eğer ki Uzun İhsan Efendi’nin bir düşüyse o zaman Bünyamin’in kararları kendi özgür iradesiyle mi yapılmıştır? Biraz daha açarsak Bünyamin Uzun İhsan
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,6bin okunma
Puan vermedi·552 syf.·
2026 3. kitabı
Yazarın 1972’de yazdığı ve belki de dönemi için distopik olan bu eser bugün aslında pek de distopik sayılmayacak düzeyde bir eser. İlk başta okunması biraz zor geliyor. Bunun sebebi de karakterleri parça parça vererek ilerlemesi. İlk başta kim kimdir, bu kişi neydi olsak da ilerlerken kişiler tam olarak kafamıza oturuyor. Aralara radyo haberleri, gazete başlıkları, anonslar, duvar yazılarını serpiştirerek anlatmış. Eser küresel çevre kirliliği üzerinde ilerliyor. Gökyüzünü göremediğiniz, maskesiz dolaşamadığınız, salgın hastalıkların yaygınlaştığı, denizlerin, nehirlerin, toprağın kirlendiği ve gıda sorununun olduğu bir dünya tasvir etmiş. Bir gün böyle bir gelecek gelse veya bu geleceğe yaklaştığımızı bilsek ne yaparız? İnsanlık el birliği içinde dünyayı daha yaşanabilir bir hale getirebilir mi? Yoksa her zamanki gibi bir takım çıkar grupları, büyük şirketler cebini doldurup steril bir hayat sürerken geri kalanlar kendi sefilliğine mahkum mu edilir? Kim kurtaracak bizi bu felaketten? Kendi sefilliğimiz içinden bir kurtarıcı, bir lider mutlaka çıkarsak da bu mücadeleyi ne kadar doğru verebiliriz? Daha üretilebilicek bir çok soru çıkarabiliriz eserden. Ve böyle bir gelecekte bizi bekleyen şey maalesef koca bir kaos ve karmaşa olur. Bunu eser de aslında ince ince çok güzel işliyor. Örneğin Pete (eski polis memuru) karakteri işler kendine gelene kadar bir şekilde yolunu bulan, devlet şiddetine hal verem bir kişiyken, eserin sonunda elindeki kitapları karıştırırken buluyoruz. Carl sorar “Ne yapıyorsun?” Ve cevap kısadır. “Bomba nasıl hazırlanır?” Bir kaos olduğunda devletlerin meşhur savunma mekanizması… Vatan Hainleri… Yani trainciler… Bunu da dikkatle ele alıyor. Vatan haini kirlenen dünyanın leş yüzüne dikkat çekenler mi yoksa kaosu fırsata çevirenler midir? Kontrolü
Koyunlar Yukarı BakarJohn Brunner · İthaki Yayınları · 2022137 okunma