Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem yüce Allah'tan müstağnilik dilemiştir.
Çünkü insanlara muhtaç olmak zillettir.
Allah'a muhtaç olmak ise izzettir, ibadettir.
Hasan-ı Basri rahimehullah, "İman, ne temenni ne de hoş ve göz alıcı görüntüdür. Bilakis iman; kalpte yerleşen ve amellerin doğruladığı bir şeydir." demiştir.
Sadece kendi içsel zenginlikleriyle yaşayacak kadar ince ruhlu olanlar nesnelerin hakikatini algılayarak hazla içlerine çekebilirler. Aksi halde insanlar, nesnelerin cazibesiyle asla yetinmeyecek; cazibeyi, başkasının yoksun olduğuna sahip olmakla ve yoksunluğu da başkasının sahip olduğuna sahip olmamakla bağdaştıracaktır. İçsel zenginlik, özgürlüğün ve mutluluğun en esaslı unsuru olmayı her devirde ve her vasatta sürdürür. Tanpınar'ın dediği gibi "Asıl dava, derin bir şekilde yaşamak ve kendi kendisini gerçekleştirmek, ölümlü hayata şahsi bir çeşni vermekti."
İster mutlu ol ister mutsuz, sen, dünyaya kattığın şeysin.