Aldığımız yaralar dünya üzerindeki saltanatımızı sarsar. Dünyanın emin ve tekin bir yer olduğu ve bizim burada sonsuza dek kalacağımız hissi, yaralanmakla son bulur. Artık faniliği hisseden insan, kendisini aşan bir anlamın peşine düşer.
Yakınlık incitebilir.
İki insan arasındaki duygusal mesafenin kapanması hem bir infilak potansiyeli barındırır içinde, hem bir inkılâbın tohumlarını taşır. Yunus'umuzun diliyle konuşacak olursak, hem ballar balını bulmaktır, hem de kovanımızın yağma olması.
Kim bilir, insanların yeterli bilgisi olmadığı veya kendilerine yeterince inanmadıkları ve beyinlerinin yeterince çalışmasına izin vermedikleri için kaç problem çözümsüz kalmıştır?
Hepimiz günün bir kısmında, yani uyurken deliriyoruz ve belki de aklın çemberinden, sıkıntısından kurtulan ruhumuz böylelikle dinleniyor.
Biz rüyalarımızda çıldırıyoruz, deliler uyanıkken rüya görüyorlar.