Ben doğrudan doğruya kalbimden gelen heves ve arzunun zorlamasıyla hareket etmem. O zorlamaya hiç yüz vermem. Onu beynimin hükmüne bırakırım. İşte orada kabul edilen ve beğenilen şeyle hareket ederim. Uygun ve elverişli görülmeyeni yine geldiği yere, yani kalbime iade ederim. Onları geldikleri yere tıkmaya çalışıp bastırırım. Ama kalbim bundan ezilecekmiş. Ne sakıncası var? Sonra da onun acılarını, sızlamalarını çekerim!
Annemin acısı kalbimden çıkamadı, babamınki de tamamıyla duruyordu. Lakin o yaralı ve acıklı kalpte sizin sevginiz için de yer buldum. Refet senin kalbin o kadar küçük mü?