Bize kendimizi gösterecek olan sefalet aynasıdır. Biz yansımamızı ancak orada görebiliriz. Lakin ben de ona bakmayacağım! (Yumruğunu sıkıp ayağını yere vurarak) Onu ayağımla basıp kıracağım! Çiğneyip geçeceğim!
Evet, meydanda bıçak yoktu. Fakat kalpte hissedilen acı adeta bir bıçak acısı gibiydi. Acaba bu acı mı kendini öyle hissettiriyor yoksa onu meydana getiren bıçak mı kendini göstermiyordu?
Psikologların bu konuda yazdıkları şeyleri düşündükçe insanın, "Asıl güzellik tende değil, candadır" diyeceği geliyor. Ama candaki güzelliğin tene çarpması için o canın coşması gerekir. Bu durumda, sanki can kendi kabı olan tene sığamıyormuş da bütünüyle güzel nitelikleriyle beraber taşıyor ve dikkatli kişilerin gözü önünde buharlaşarak o teni saf güzelliğe boğuyormuş gibi bir şeyler olur. Aksi durum da böyledir. Teni güzel, canı çirkin olanlar nice göz yanıltan yapaylıklarıyla o çirkinliği örtebilirlerse de canları coşarak bütün çirkinlikleriyle beraber kabından taşınca, kendilerini görenleri korkutacak derecelerde çirkinlik açığa çıkar.
Psikolojiyi derinlemesine inceleyen araştırmacılar görüş birliğiyle karar vermişlerdir: Gerek yalnız niyette kalsın, gerek somut belirtileri eyleme dökülsün, her durumda kötü duygulanmalar doğal halinde gereği gibi güzel görünenleri pek çirkin gösterir.