Nice güzel olmayanlar vardır ki birtakım güzel duygularla hislendikleri, yüce düşünceler düşündükleri zaman hoş ve güzel olurlar. Tavırlarına o anda düşündükleri ve hissettikleri şeylerin büyüklüğünün şanı ve heybeti yansır.
Zannedilir ki genellikle kadınlar şirinlik ve güzellik konusunda kendilerini beğenmekte ve kendilerinden başka güzel görememektedirler. Bu sanı doğrudur, ama genelleme kısmı doğru değildir. Pek çok şeyde veya her şeyde kadınla erkeğin farkı olmadığı gibi bu meselede de yoktur. Erkekler de kendi erdemlerine herkesten önce kendileri hayran oldukları için değil midir ki “Kişi noksanını bilmek gibi irfan olmaz," denilmiş? Noksanını bilmek erkekler için bile irfan sayılıyor ki bu da az rastlandığından ileri gelir. İşte kadınlar arasında da bazı Refetler bulunabilir, hem de vardır ki noksanını bilerek irfan sahibidirler.
Herkese kendini sevdirmenin, herkes tarafından hürmet görmenin yalnız güzellikle olmayıp, çalışmakla, kazanmakla, öğrenmekle, ilim bilmekle de olacağını göstermek istiyorum. Bu sevilmenin, bu rağbet görmenin öyle kaybedilebilecek, çalınabilecek bir servete, gençlik âlemine özgü geçici güzelliğe benzemediğini anlatmak istiyorum. Onlar sahiplerini alınları buruştukça, saçları ağardıkça, vücut pörsüdükçe terk eden vefasızlardır. Onlar bana rağbet etmemişlerse ben de onlara tenezzül etmiyorum! Benim kazanmaya ve ele geçirmeye çalıştığım huylar ve erdemlerin ise en büyük ve en güzel süsleri derin düşüncelerle buruşmuş alın ile ilim uğrunda ağarmış saçlardır.
Ölmekten korkuyorum sanma. Ömrümüz olduğu sürece çalışamaz hale gelmeyelim diye korkuyorum. Bizim gibi insanlar ömürleri oldukça çalışacak halde olmalı.
-Tamam ama hocalık sana mı kalmış! Hiç bizim gibi fukaralara öyle şey verirler mi?
-Anneciğim kim çalışıyorsa ona verirler. Binnaz bu sözlere şaşırdı. Refet yarı gülümseyerek:
-Hem de ancak bizim gibi fakirler öğretmen olurlar. Zenginler öğretmen olmak için okumazlar. Bilgi edinmek için oraya gelirler.