(Tefsîr yazanın onbeş ilmde mâhir olması lâzımdır) diyor. Bunları bilmiyenlerin hadîs ve tefsîr okumağa kalkışması, mi’de hastasının, kuvvetlenmek için, baklava, börek yimesine benzer. Hâlbuki, bu hastanın, önce perhîz yapması, sonra, kuvvetli yimeğe başlaması lâzımdır. İşte, bizim gibi, ana ilmleri okumayanlar, din öğrenmek için, Kur’ân tercemesi, tefsîr, hadîs okumağa kalkışırsak, bunları kavrayamayız. Yanlış anlıyarak, dînimizi, îmânımızı da gayb ederiz.
1-Gözleri haramdan ve lüzumsuz şeylerden korumak,
2-Dili zikre alıştırmak ve bunu itiyad hâline getirmek,
3-Nefis muhasebesi yapmak, günlük hayatı bu ölçü içinde sürdürmek,
4-İlim öğrenmek ve öğrenilen ilmi faydalı olacak şekilde kullanmak,
5-Edep ve terbiyeyi her yerde ve herkese karşı muhafaza etmek,
6-Bedeni, dünyanın faydasız işlerinden kurtarıp, dünya ve ahiret için faydalı işlerde kullanmak,
7-İnsanlarla haşır neşir olmamak, kalbi geliştirmek, düşünceyi berraklaştırmak, zekayı işletmek için uzlete çekilmek,
8-Nefis ile kıyasıya mücadele etmek,
9-Çokça ibadet etmek,
10-Peygamber Efendimizin sünnetine uymak.
•Bayezid-i Bistamî Hazretleri
~Gönül Sultanları 4 kitabından...
Peygamberlerin efendisi olan Muhammed "aleyhi ve alâ âlihi minessalevâtü efdalühâ" hurmetine beni müslimân olarak yaşat ve müslimân olarak öldür yâ Rabbî!
Bu dünyâ ni'metleri geçicidir ve aldatıcıdır. Bugün senin ise, yarın başkasınındır. Âhiretde ele girecekler ise sonsuzdur ve dünyâda iken kazanılır. Bu birkaç günlük hayât, eğer dünyâ ve âhiretin en kıymetli insanı olan, Muhammed aleyhisselâma tâbi' olarak geçirilirse, se'âdeti ebediyye, sonsuz necât, kurtuluş umulur. Yoksa Ona tâbi' olmadıkça, herşey, hiçdir. Ona uymadıkça, her yapılan hayr, iyilik, burada kalır, âhiretde de ele birşey geçmez.